TSK Personelinin Sosyal Medya Kullanımı Nasıl Olmalı?

tsk-personelinin-sosyal-medya-kullanimi
  • TSK personelinin sosyal medya kullanması yasak mıdır?
  • TSK personeli üniformalı olarak fotoğraf veya video paylaşabilir mi?
  • TSK personelinin sosyal medya kullanımına getirilebilecek kısıtlamalar nelerdir?
  • TSK personelinin sosyal medya kullanımından kısıtlamaları ihlal etmesi halinde askeri suç veya disiplinsizlik oluşur mu? vb. sorular uygulamada sıklıkla yöneltilmektedir. 

TSK Personelinin sosyal medya kullanımına askeri hizmetin doğası gereği kısıtlamalar getirilmektedir. 

Bilgi güvenliği, sabotajlara karşı koyulması gibi mülahazalarla TSK personelinin sosyal medya kullanımında uymaları gereken bazı kuralların belirlenmesi ve bu kurallar doğrultusunda günlük yaşamlarını şekillendirmelerinin emredilmesi hukuken mümkündür. Sosyal medya kullanımı sırasında disiplini ihlal eden ve adli ve/veya disiplin hukuku yaptırımı gerektiren halleri şu şekilde incelemek mümkündür:

a. TSK personelinin kendilerine tebliğ edilen emirler hilafına sosyal medyada üniformalı veya askerî birlikler içerisinde çekilmiş video veya fotoğraf paylaşmaları:

TSK personelinin, üniforma ile harekât alanında, üs bölgelerinde, kışla içinde ve dışında çekilen fotoğraf ve videolarını internet ortamında sosyal medya vasıtalarını kullanarak paylaşmalarının istihbarata karşı koyma ve birliğin emniyeti ile birlik ve personel disiplinini zafiyete uğrattığı kabul edilmektedir. Konuya ilişkin yönergelerde ve yayımlanan müteaddit emirlerde, resmi üniformalı olarak kışla içinde ve dışında çekilen fotoğraf ve videoların, sosyal medya ortamında paylaşılmasının yasak olduğu belirtilmektedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin, “yazılı şekilde tebliğ edilmesine rağmen askeri üniforma ile çektirdiği fotoğrafını Facebook’ta paylaşan” personelin eyleminin “Emre İtaatsizlikte Israr” suçunu oluşturduğuna dair kararı ile bu karara dayanak teşkil eden Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun istikrar bulmuş kararları bulunmaktadır (Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 22.01.2020 tarihli ve 2019/1466 Esas ve 2020/239 Karar sayılı kararı ve Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 04/04/2013 tarihli ve 2013/35-32 E-K sayılı kararı). 

Bu nedenle üniformalı olarak kışla içinde ve dışında çekilen askeri fotoğraf ve videoların sosyal medya ortamında paylaşılmasının yasak olduğuna dair yayımlanan emirlerin birlik disiplin ve güvenliğinin sağlanması için getirilmiş hizmete ilişkin emirler olduğu kabul edilmektedir. Bu şekildeki emirler tebliğ edildiği halde  üniforma ile sosyal medyada fotoğraf paylaşan personelin eylemi ASCK’nın 87/1’inci maddesinde düzenlenen “Emre İtaatsizlikte Israr” suçunu oluşturabilir ve kişi hakkında adli işlem ve disiplin hukuku işlemi yapılabilir.

* Sanığın, verilen emirlere rağmen sosyal paylaşım sitesinde askeri birlikte üniformalı çekilen fotoğraflarını paylaşmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut uyuşmazlıkta; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 04/04/2013 tarihli ve 2013/35-32 sayılı kararında ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere, sosyal paylaşım siteleri ve internet üzerinden askeri fotoğrafların paylaşılmayacağına dair, Birlik Komutanlığınca tebliğ edilen emrin, birlik disiplini ve güvenliğinin sağlanması için istihbarata karşı koyma amaçlı getirilmiş hizmete ilişkin bir emir olduğu, bu itibarla, sanığın kendisine tebliğ edilen bu emre aykırı davranışının ASCK’nin 87/1’inci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yrg.19.Ceza D.2019/ 30136 E- 2020/2789 K)

* Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 04/04/2013 tarihli ve 2013/35-32 sayılı kararında da ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere, sosyal paylaşım siteleri ve internet üzerinden askeri fotoğrafların paylaşılmayacağına dair, Birlik Komutanlığınca tebliğ edilen emrin, birlik disiplini ve güvenliğinin sağlanması için istihbarata karşı koyma amaçlı getirilmiş hizmete ilişkin bir emir olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşumu için hizmete ilişkin bir emrin varlığı, bu emrin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması, emrin hiç yapılmamış olması ve suç kastıyla hareket edilmiş olması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre 29 Şubat 2016 tarihli ve “sosyal paylaşım sitelerinde yapılan paylaşımlar” konulu emrin sanığa 12/06/2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edildiği, dolayısıyla suç tarihinden evvel yazılı veya sözlü olarak tebliğ edilmiş bir emir bulunmadığı cihetle, sanığın beraatine ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan, Eyleme ve yükletilen suça yönelik Askeri Savcının temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. (Yrg. 19. Ceza D.2019/28741 E- 2020/2106 K)

* Olay tarihinden önce tebliğ edilen ve bilgi güvenliği tedbirlerine yönelik Whatsapp ve benzeri uygulamalarla kendi ve dolayısıyla birliğin yerini ifşa edebilecek konum, ses ve görüntü paylaşılmamasına yönelik emrin içeriği dikkate alındığında, sanıklar tarafından paylaşıldığı iddia olunan görüntülerin birliğin ve sanıkların yerini ifşa edip etmeyeceğinin belirlenmesi ve gerek görülür ise bilirkişi görüşü alınarak, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunludur. (Ankara Blg.Ad.Mah.9.Ceza Dava D.2022/2890 E-2023/1321 K)

* Sanığın suç tarihinde askerlik görevini yapmakta iken kendisine çeşitli sosyal paylaşım, arkadaş edinme, forum ve benzeri sitelerde askeri personel olduğunu belirten bilgiler paylaşılmayacağı yönünde kendisine tebliğ edilen tebliğe rağmen 29/03/2016 günü saat 00:30- 02:30 sularında koğuşlar bölgesinde akıllı cep telefonu kullanarak sosyal paylaşım uygulaması periscope aracılığı ile askeri üniforma ile çekilmiş görüntü ve askeri personel olduğunu belirten ses paylaşımında bulunduğu, bu şekilde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği anlaşıldığından, yerel mahkemece hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyetine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.(İstanbul Blg.Ad.Mah.16.Ceza D.2021 /4383 E-2022/2765 K)

* Facebookta askerî fotoğrafların paylaşılamayacağına dair, Birlik Komutanlığınca tebliğ edilen emrin, birlik disiplini ve güvenliğinin sağlanması için istihbarata karşı koyma amaçlı getirilmiş, hizmete ilişkin bir emir olduğunda kuşku bulunmadığı ve bu emre aykırı davranışın, ASCK’nın 87/1’inci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. (As.Yrg.Drl.Krl.2013/35-32 E-K)

b. Sosyal medyada yapılan paylaşım herhangi bir görsel içermemekle birlikte;

(1) TSK personeli arasında birlik ve beraberliği bozabilecek, hizmeti aksatabilecek sözler içeren paylaşımlar yapılması durumunda Askerî Ceza Kanununun 96’ncı maddesi çerçevesinde adli işlem ve uygunsuz davranışlarda bulunmak, hizmete engel davranışlarda bulunmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi;

(2) Doğrudan bir amir veya üste hakaret içeren paylaşımlar hakkında Askerî Ceza Kanununun 85’inci maddesi çerçevesinde adli işlem ve küfürlü konuşmak, hoşnutsuzluk yaratmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi;

(3) Paylaşımların astlık -üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici olması halinde Askerî Ceza Kanununun 95’inci maddesi çerçevesinde adli işlem ve uygunsuz davranışlarda bulunmak, hizmete engel davranışlarda bulunmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi yapılabilir. 

* Gerek 926 sayılı Kanun’un 94. maddesinin (b) fıkrası gerekse Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile korunması amaçlanan değerin askerî disiplin olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki silahlı kuvvetler teşkilatının ülke menfaatleri için işlevini gerektiği şekilde yerine getirebilmesi bakımından askerî personel için getirilen disiplin kuralları büyük önem taşımaktadır. Yargılamaya konu, silahlı kuvvetler teşkilatının subay sınıfına yöneltilen söz konusu ifadelerin silahlı kuvvetler teşkilatını ve bu teşkilatta başvurucunun hiyerarşik amiri konumunda bulunan çalışanlarını küçültücü ve aşağılayıcı nitelikte bulunduğu açıktır. Bu bağlamda ifadelerin, bir silahlı kuvvetler mensubu olan başvurucudan sadır olduğu kabul edildiğinde, askerî disiplin üzerinde olumsuz tesir yaratacağı tartışmadan uzaktır. İlave olarak ifadelerin hangi koşullar altında ve hangi olaylar üzerine yazılıp yayımlandığı konusunda gerek bireysel başvuru formunda gerekse ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında başvurucu tarafından herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Kullanılan ifadelerin sayısı ve ağırlığı ile bu durum birlikte gözönünde alındığında ifadeler konusunda Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin temelsiz olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca askerî makamlara zarar verebilecek veya itibar kaybı oluşturabilecek söz konusu ifadeler, internet mecrasında yayımlanarak geniş kitlelere ulaştırılmıştır. Bu durumun sonucu olarak yayımlanan ifadelerin bir kısmının başvurucu ile aynı birlikte çalışan Astsubay H.Y. tarafından da paylaşıldığı görülmektedir. Söz konusu durum ifadelerin askerî disiplin üzerinde yaratabileceği olumsuz etkinin bir sonucudur ve söz konusu tesirin etki alanının ifadelerin kullanıldığı mecranın etkisi önemli ölçüde artabileceği de unutulmamalıdır. Tüm bunlara ek olarak başvuru hakkında tesis edilen ayırma işleminde yalnızca ifade özgürlüğü yönünden incelemeye konu edilen ifadelerin gözetilmediği başvurucun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihli iddianameye konu edilen eylemlerin de nazara alındığı açıktır. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında ve somut olayın koşullarında astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında uygulanan TSK’dan resen ayırma şeklindeki disiplin cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesinin gerekçeleri, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale için yeterli ve ilişkili sayılmalıdır. Verilen kararda, başvurucunun ifade özgürlüğü ile onun ödev ve sorumlulukları arasında adil bir denge kurulmuştur. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir. (Anayasa Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli ve 2015/288 başvuru numaralı bireysel başvuru kararı)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir