TSK Personelinin Zimmet Sorumluluğu Nedir?

tsk-personelinin-zimmet-zorunlulugu-nedir

Kamu mallarının korunmasına büyük önem atfedilmiştir. Kamu malı bir de askeri eşya niteliğinde ise bu koruma daha bir ileri boyuttadır. Askeri eşyalar nasıl teslim alınır? Zimmetle teslim alınan askeri eşyalar kaybedilirse ne olur? Askeri eşyaları kaybedene ne ceza verilir? Hangi durumlarda zimmet sorumluluğu olmaz?  vb. sorular sıklıkla yöneltilmektedir. 

TSK’da görev yapan personele görevleri nedeniyle teslim edilen eşyaların çeşitli nedenlerle kaybedilmesine oldukça sık rastlanmaktadır. 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 42’nci maddesi hükmüne göre, her asker vazife ve hizmet icabı kullanmak ve muhafaza etmek için kendisine tevdi olunan her çeşit Devlet malının bakım, koruma ve muhafazasından sorumludur. Böyle bir durumda cezai sorumluluk doğabileceği unutulmamalıdır. Askeri eşyaların kaybedilmesi ya kişisel kullanıma verilen bir askeri eşyanın kaybedilmesi ile ya da toplu halde muhafaza için verilmiş askeri eşyaların kaybedilmesi şeklinde tezahür edebilir.

  • Kişisel Kullanımdaki Askeri Eşyaların Kaybedilmesi

Kişisel kullanımdaki askerî eşyaların kaybolmasında Askerî Ceza Kanununun 130’uncu maddesinde düzenlenen askeri eşyayı özürsüz kaybetmek suçu oluşabilir. Askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçunun koruduğu hukuki menfaat, askerî eşyaların kullanıcıları tarafından gerektiği gibi korunmasıdır. Suçun oluşması için, failin, yapmakta olduğu askerî hizmetin gereği olarak kullandığı ya da sorumluluğunda bulundurduğu askerî eşyanın korunması için gerekli olan dikkat ve özeni göstermemesi ve bunun sonucu olarak askerî eşyanın kaybolması gerekmektedir. Eşyanın korunması için gerekli olan dikkat ve özenin ne olması gerektiği, eşyanın özelliklerine, önemine ve kullanım durumuna göre, nesnel olarak belirlenmelidir. Suçun oluşumu için kaybedilen askerî eşyanın değerinin bir önemi bulunmamaktadır.

Korunması için gerekli önlemlerin alınmış olmasına rağmen; çalınma, saklanma, sel veya fırtına gibi harici bir takım sebeplerle askerî eşyanın kaybolması hâlinde, faile bir kusur yüklenemeyeceğinden, suçun da oluşması mümkün bulunmamaktadır.

2. Kişisel Kullanım Haricinde Tevdi Edilen Askeri Eşyaların Kaybedilmesi

Mal sorumlusu veya başka bir görevlendirme ile kişisel kullanım haricinde pek çok askeri eşyanın zimmette bulunması ve bunlardan bir kısmının veya tamamının kaybına sebebiyet verilmesi hâlinde ise askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçunun değil, unsurlarının varlığı hâlinde, As.C.K.’nın 144’üncü maddesi kapsamında ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak (TCK 257/2) suçunun oluşabileceği kabul edilmektedir.

TCK’nın 257’nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanmak” suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi sonucu kişilerin mağduriyetine yol açılması veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç (menfaat) sağlanması zorunlu bulunmaktadır. Görev ihmal edilmiş ancak kanunun aradığı kişilerin mağduriyetine yol açılması veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç (menfaat) sağlanması neticelerinden hiçbiri doğmamışsa eylem suç teşkil etmez, yalnızca disiplin hukuku kapsamında işlem yapılabilir.

İhmal; yapmamak, savsamak anlamına gelmektedir. Kanunun veya diğer bir hukuk kaynağının ya da amirin yasaya uygun olarak emrettiği bir fiili kamu görevlisinin bilerek ve isteyerek yapmaması ihmaldir.

Gecikme ise, kamu görevlisinin görevi geç yapması, yani yapılması gereken zaman geçtikten sonra yapmasıdır.

Bunun yanında, failin suç kastı ile davranması da gerekli bulunmaktadır. Dolayısıyla sadece görevin ihmal edilmesi veya geç yerine getirilmesi kâfi olmayıp, kamu görevlisinin bu şekilde hareket etmekle hukuk düzeni veya üst ya da amiri tarafından kendisine yüklenen görevleri ihmal ettiğinin veya geciktirdiğinin bilincinde olması, bir başka ifadeyle hukuk düzeni tarafından kendisine yüklenen görevleri ihmal etmek veya geciktirmek suretiyle haksız bir şekilde hareket ettiğinin farkında olması da lâzım gelmektedir.

Askeri eşyaların kaybedilmesi halinde ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunun oluşup oluşmadığına karar verebilmek için somut olayın özellikleri titizlikte incelenmelidir. 

Askeri Yargıtay; devir teslim sırasında ilk etapta olan eksiğin, farklı zamanlarda yapılan aramalar sonucunda, askerî malzemelerin çoğunun bulunarak ciddi oranda azalmış olmasını, 

İlk görev yeri ve tecrübesiz olunması nedeniyle devralınan malzemeleri tanımamayı,

Branş haricindeki askerî malzemelerin zimmet sorumluluğunun verilmiş olmasını;

Birliklerin taşınmasını, kilitli depo tahsis edilmemiş olmasını,

Eksik malzemelerin çoğunun kolay yer değiştirebilecek nitelikte malzemeler olmasını;

Birliğin tatbikatlara fiilen iştirak etmesini, 

Lağv veya muvazene faaliyetlerinin olmasını, 

Görev yapılan süre içerisinde yoğun zimmet akışının yaşanmasını,

Devir teslim faaliyetlerinin tamamlamadan yeni birliğine katılmak zorunda kalınmasını; 

İkiz görev yapılmasını, 

Nitelikleri gereği kullanımda oldukları sırada kaybolmalarının veya yıpranarak kullanım dışı kalmalarının hayatın olağan akışına uygun düşecek mahiyette olmasını sanıklar lehine yorumlamaktaydı. Bu yorum bugün itibariyle pek çok adli yargı mahkemelerince de kabul görmektedir.

Birlik komutanlıklarında görevli personel arasında görev devir teslimlerinin nasıl yapılacağı bir kısım Yönerge ve diğer genel düzenleyici işlemlerde ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Görev devir tesliminin, sorumlulukta bulunan askerî eşyaları kapsayacak şekilde yazılı olarak yapılması uygun olacaktır. Uygulamada askerî eşyalar için tesellüm belgesi veya benzeri belgeler hazırlanmaktadır. Özellikle bölük/bataryalarda mal sorumluluğu görevini icra eden bölük/batarya astsubaylarının MSB Taşınır Mal Yönergesi’ndeki sorumluluk ve görevlerini iyi bilmeleri ve askerî eşyaların devredilmesi ve devralınmasında dikkatli davranmaları uygun olacaktır. Devir teslim faaliyetleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğa uğramamak için;

a. Birlikte mevcut ordu malları görülerek, sayılarak, tartılarak ve ölçülerek teslim alınmalı, 

b. Tanınmayan mallarının cinsi, şekilleri, durumları ölçüleri ve miktarı görevlendirilecek bir heyet vasıtasıyla tutanakla tespit edilmeli,

c. Muhteviyatı olup da, muhteviyatı teslim tesellüm belgesine yazılmamış olan malzemelerin kontrolü titizlikle yapılmalı, mevcut muhteviyat ve malzemenin tarifnamesinde yer alan muhteviyat karşılaştırmalı olarak tespit edilmeli,

ç. Seri numarası bulunan (dürbün, telsiz vb.) malzemelerinin numaraları kontrol edilmeli,

d. Sağlam olup olmadığı ancak çalıştırıldıktan sonra tespit edilebilen (araç, telsiz vb. gibi) malzemeler mutlaka çalıştırılıp kontrolü yapılmalı,

e. Hasarlı olup, hasarı hakkında kanuni işlem yapılmış ve onarımı için işlem yapılmış malzeme konuya ilişkin belgler ile teslim alınmalı, hasarlı malzeme için bir işlem yapılmamışsa durum tutanakla tespit edilmeli ve gerekli işlemin yapılması sağlanmalı, 

f. Hiç bir ordu malı sahipsiz bırakılmamalı, her malzeme mevcut durumu ile tutanakla teslim alınmalı ve hasarına neden olanlar hakkında gerekli kanuni işlemin yapılması sağlanmalı,

g. Devir teslim esnasında zimmeti olmadığı tespit edilen ordu malları zimmete aldırılmalı,

ğ. Geçici olarak teslim tesellüm belgesiyle başka birliğe verilmiş veya devir teslimde diğer birlikte bulunan malzemeler ile er ve erbaşların üzerinde bulunan malzemeler, bunların teslimi için tanzim edilmiş teslim tesellüm belgeleri üzerinden teslim alınmalı, teslim alan bölük/batarya astsubayı bu teslim tesellüm belgelerini en kısa zamanda yenilemelidir.

* Sanığın, İkmal Astsubaylığı görevi ile birlikte, mühimmat ve akaryakıt sorumluluğu ile taşınmaz malların emakin sorumluluğu görevini de birlikte yürüttüğü, ayrıca, 1,5 yıl ek görevli olarak iş ocaklarından da sorumlu olduğu, görevlerinin çokluğu, denetleme ve tatbikat faaliyetlerinin yoğunluğu, olumsuz çalışma koşulları göz önüne alındığında, sanığın İkmal Astsubaylığı görevini ihmal kastıyla savsakladığının, üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü kasıtlı olarak yerine getirmediğinin söylenemeyeceği, tek başına malzeme eksiğinin de sanığın görevini ihmal kastını ortaya koymaktan uzak olduğu kabul edilerek, unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.(As.Yrg.2.D.2014/462-490 E-K).

* Sanığın suç tarihlerindeki rütbesi ve önceki mesleki safahatı, mevcut bilgi birikimi-deneyimi ve söz konusu malzemelerin uzunca bir süre sanığın zimmetinde kalmış olması, malzemelerin birliğe bağlı çeşitli yerlerde konuşlu hudut karakollarının kullanımına tahsisli malzemeler olması, sanığa zimmetlenmiş malzeme miktarı ile açık olduğu tespit edilen malzeme miktarının karşılaştırması da göz önüne alınarak, ihmal ve sorumluluğu bulunup bulunmadığının ve L-101 Ordu Mal Yönetmeliğinde belirtilen görevlerinden hangilerini yerine getirmediğinin tartışılmasından, bu bağlamda suç kastı ile hareket edip etmediğinin her türlü şüpheden uzak olacak şekilde ortaya konulmasından sonra bir karara varılması; Sanığın mali ve ekonomik durumu konusunda araştırma yapılarak, suç tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu’nun 44’üncü maddesi gereğince, Hazine zararında tenkis yapılıp yapılmayacağının tartışılması; gerekirken noksan soruşturma ile kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.4.D.2013/199-73 E-K) 

* Sanığa 2004 yılında atandığı görevin başında teslim edilen malzeme miktarı ile 2006 yılında yapılan devir teslimde eksik olan malzeme miktarı dikkate alındığında, eksik olan malzeme miktarının teslim edilen malzeme miktarına göre çok fazla olmaması, sanığın görev yaptığı Birliğin Silopi ve Urfa’da ayrı ayrı yerlerde konuşlandırılması, sanığın Urfa’da bulunan depolarla ilgilenmesinin mümkün olmaması, bu konuda personel görevlendirilmesine ilişkin sanığın teklifinin kabul edilmemesi, görev yaptığı süre içerisinde deponun kilitlerinin kırıldığına dair sanık savunmalarının Birlik Komutanlığınca doğrulanması, 1946 kalem malzemenin Urfa’da bulunan depoda kilit altında 608 kalemin ise Silopi’de bulunan depoda bulunması, Birlik Komutanlığının … Konaklama Kışlasında konuşlu olduğu, sanıktan önce görev yapan B.Ü. ve sanıktan sonra görev yapan A.R.B.’nın da sanığın sorgu ve savunmasında beyan ettiği sıkıntıları doğrulaması, her iki tanığın da eksik malzemelerin olduğu, bu nedenle kendi haklarında da işlem yapıldığını beyan etmeleri, tanıkların bu beyanında sanığın zimmetinde meydana gelen açığın Birliğin konuşlanma şekline ve karargah bölük astsubayının depolar üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmamasına ilişkin olduğunu belirtmeleri, tanıklar O.C, G.Ş. ve L.G.’in beyanlarında da sanığın görevine ilişkin herhangi bir savsamasının bulunmadığını belirttiklerinin anlaşılması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın zimmetinde bulunan malzemelerin muhafazası ve takibi konusunda bilerek ve isteyerek savsama gösterdiğine, memuriyet görevini ihmal kastıyla hareket ettiğine, yüklenen suçun kanuni ve maddi unsurlarının yanı sıra manevi unsuru itibarı ile de oluştuğuna dair herhangi bir delil elde edilememiştir. (As.Yrg.1.D.2013/440-425 E-K)

* Mevcut mevzuat hükümlerine göre Sosyal Tesisler Müdürlüğüne ikmal ve idari işler astsubayı olarak atanan ve kendisine zimmet verileceğini bilen sanığın, yukarıda ayrıntıları ile belirtilen süreç nedeniyle “sosyal tesislerin gelirleriyle alınan malzemelerle ilgili işlemleri yapması ve bu malzemeleri zimmetine alması” hususunda defaten verilmiş emirleri hemen yerine getirme hususunda tereddüt etmesinin, sorumlu/mağdur konuma düşmemek için malzemeleri eksiksiz almak, bu mümkün olmadığı takdirde de malzemeler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasından sonra (kayıt silme vs.) teslim almak için çaba sarf etmesinin olağan bir davranış biçimi olduğu, dolayısıyla emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ettiğinin söylenemeyeceği sonucuna varıldığından, suç kastı ile hareket etmediğinden bahisle müsnet suçtan sanık hakkında verilen beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.(As.Yrg.1.D. 2015/778-E, 2016/1-K)

*Asli görevi Hizmet Takımı Banyo ve Çamaşır Kısım Komutanı olan sanığın, bu görevi ile ilgili olmayacak şekilde Bölük Astsubaylığı görevi ile de görevlendirilmiş olması, asıl Bölük Astsubayı göreve döndükten sonra, verilen emirlere rağmen, ayrıldığı tarihe kadar bölük zimmetini devredememesi, görev süresi içerisinde malzemelerin kaybolmasını istemek veya bu malzemenlerin kaybolacağını öngörerek görevinde kayıtsızlık göstermek şeklinde bir irade veya davranış sergilediği yönünde bir delilin bulunmaması, yapılan ilk sayımda malzeme eksiği çok fazla olmasına rağmen, sonradan yapılan sayımlarda, malzemelerin önemli bir kısmının bulunmuş olması karşısında, eksik malzemelerin onun görevli olduğu dönemde kaybolmuş olduğunun söylenemeyeceği, sanığın ilişik keserek ayrılırken, depo anahtarlarlarını Bölük Komutanlığına bırakmış olması, Bölük Astsubayı tarafından zimmet eksiği olmadığının sözlü olarak ifade edilmiş olması üzerine ilişiğini keserek ayrılması, bu konuda Birlik Komutanının bilgisinin bulunması, sanığın ayrıldığı tarihten sonra ise, Birlik Komutanlığınca mevzuat hükümlerine göre malzemelerin teslim alınması konusunda derhal görevlendirme yapılması gerekirken, tedbir alınmamış olması ve sonradan görevlendirilen İkmal Astsubayının zamanında sayım yapamamış olması karşısında, eksik malzemeleri sanığın görevden ayrıldığı dönemde kaybolmuş olabileceğinden, malzemelerin sanık tarafından eksik olarak teslim edildiğinden bahsedilemeyeceği, ayrıca, olayın izah edilen gelişimi göz önüne alındığında, sanığın ihmal kastı altında hareket etmiş olduğunun, her türlü şüpheden uzak bir şekilde, kesin olarak söylenemeyeceği değerlendirildiğinden, Askeri Mahkemece, atılı suçtan dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmeyerek, mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.2D.2014/143-178 E-K)

* Soruşturma sırasında yapılan sayımda, sanığın tespit edilen malzeme eksiğinin ödetme bedelinin 12.059,87 TL olarak belirtildiği; Bilirkişi raporunda; suç dosyasında eksik olarak tespit edilen 120 kalem (1.073 adet) malzemeden hiçbirinin ömür bilgisi Karanet ortamındaki envanter tanımlama bilgilerinden bulunamadığı için, amortisman bedellerinin hesaplanamadığı, ömür bilgisi olmayan malzemeler için, Kara Kuvvetleri Lojistik Daire Başkanlığından malzemelerin ömür bilgilerinin alınmasının faydalı olacağının belirtildiği; … Tugay 1’inci Mekanize Piyade Tabur Komutanlığınca eksiklikler konusundaki çelişkilerin giderildiğinin belirtildiği; …’nci Bakım Merkezi Komutanlığınca, İstihkam ve Ordudonatım malzemelerinin birim fiyatlarının, amortisman bedelleri düşülerek gönderildiği, Tüketim ve Muhabere sınıfı malzemelerin birim fiyatlarının ilgili Saymanlıktan istenmesi gerektiğinin belirtildiği; ikinci bilirkişi raporunda ise; malzeme eksiğine ilişkin yeniden yapılan hesaplamada, düzeltilen malzeme eksikleri ile İstihkam ve Ordudonatım malzemelerinin amortisman bedeli düşülen birim fiyatlarının dikkate alındığı, ancak Tüketim ve Muhabere sınıfı malzemelerin amortisman bedeli düşülmüş birim fiyatlarının listede bulunmadığının belirtildiği görülmektedir. Bu itibarla, zimmet açığı olarak tespit edilen malzemelerin ilgili saymanlıklardan yeniden sorularak, soruşturma ve kovuşturma aşamasında malzeme eksiğine ilişkin çelişkiler giderilmek suretiyle tespit edilmesi, Tüketim ve Muhabere sınıfı dahil, tüm malzemelerin amortisman bedelleri düşülmek suretiyle, ödetmeye esas birim fiyatlarının tespit ettirilmesi ve eksiklikler giderildikten sonra, dosyanın konusunda uzman tecrübeli bir bilirkişiye incelettirilerek, ortaya çıkan hazine zararının tam ve doğru şekilde tespit edilmesinden sonra, zimmet eksiğinin sanığın kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, sanığın suç tarihlerindeki rütbesi, mevcut bilgi birikimi ve deneyimi, söz konusu malzemelerin kısa bir süre sanığın zimmetinde kalmış olması hususları da dikkate alınarak, atılı suçun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile mahkûmiyet hükmü verilmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.2.D.2014/374-362 E-K)

* Sanık savunmaları, dava dosyasında mevcut sayım tutanakları, zimmet senetleri, bilirkişi mütalaası ve diğer dosya kapsamı nazara alındığında; malzemelerin sanığın sorumluluğunda bulunduğu sırada, kullanıcıların sık sık operasyonlara katılmaları, birliğin konumu ve görev şartları karşısında, malzemelerin bir müddet de olsa sanığın kontrolü dışında kaldığı anlaşılmış olup, bir kısım malzemenin bu operasyonlar sırasında, bir kısmının kullanıcıların üzerinde olması nedeniyle kendi kontrolü dışında kaybolması ihtimalinin bulunduğu da gözetilerek, sanığın şüpheden uzak şekilde ihmâl kastı ile hareket ettiğini söylemek mümkün görülemediğinden; oluşmayan müsnet suçtan dolayı, sanık hakkında beraata hükmedilmesi gerekirken, belirtilen şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı olduğundan, hükmün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.4.D.2014/901-902 E-K)

* Sanığın takip ve kontrolünü yapması gereken malzemenin çok fazla olması, görevine ilave görevler verilmesi, görev yaptığı dönem içinde dilekçe vererek bu durumdan amirlerini haberdar ederek yardım istemesine rağmen olumlu anlamda bir cevap alamaması, yapılan tatbikatlar için malzemelerin başka birliklerden gelen personele verilmesi ve tatbikat sonrasında toplanması, kısa zamanda yüksek miktarda malzeme teslim etme-teslim alma zorunluluğunun oluşması gibi hususlar gözetildiğinde, zimmet açığının oluşmasında sanığın bilerek ve isteyerek görevini yerine getirmeme veya geç getirme, yani ihmal kastıyla hareket ettiği hususu açıklıkla ortaya konamadığından hakkında beraat kararı verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, Komutanın aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.3.D.2015/ 277-282 E-K)

* Sanığın gıyabında ve görevlendirilen üç kişilik bir heyet marifetiyle yapılan devir-teslim neticesinde, kendisine zimmetli olan bir kısım ordu malında eksiklerin bulunduğu ve bu eylemi neticesinde kamu zararı meydana geldiği hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte; eksik malzemelerin önemli kısmının sürekli kullanımda olan kitap, harita, kova gibi malzemeler olduğu, sanığın zimmetinde bulunan malzemelerin üç kişilik heyet tarafından 40 günde sayılabilmesi ve bu malzemelerin 4 ayrı depoda muhafaza ediliyor ve garaj, kolaylık tesisleri, 47’nci ve 23’üncü Alay Komutanlıklarında kullanılıyor olması nedeniyle, sanığın bu malzemelerin takip ve kontrolünde zorluklar yaşamasının kuvvetle muhtemel olduğu; eksik olduğu bildirilen bazı malzemelerin gerçekte eksik olmadığının, kayıt hataları nedeniyle yanlış tespit yapılmış olduğunun bilirkişi mütalaasıyla (dizi 321-323) tespit edildiği; ilk sayımda 142 kalem eksik malzeme çıkmış olmasına rağmen, son sayımda bu sayının 107 kaleme düşmesinin eksik malzemelerin halen birlik içerisinde bulunuyor olma ihtimalini düşündürdüğü ve eksik malzeme cins ve kullanım durumunun da bu ihtimali kuvvetlendirdiği; tanıkların ifadelerinde, sanığın görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmediğini ve görevine ilişkin ihmal veya gecikmesinin bulunduğunu beyan etmedikleri, aksine, Bölük Komutan vekili tarafından tanzim edilen vaka kanaat raporunda (dizi 1) sanığın görevini iyi seviyede yaptığına yönelik olumlu kanaatlerin belirtilmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğini söylemenin hukuken mümkün olmadığı, en azından şüpheli kaldığı sonucuna varılmıştır. (As.Yrg.4.D.2015/379-395 E-K)

* Eksik malzemelerin önemli kısmının sürekli kullanımda olan anahtar, eldiven, plastik banyo dolabı gibi malzemeler olması, sanığın zimmetinde 3000 kalem civarında malzeme bulunması, ikiz görevli olup asli görevi olan Havan Takımı Komutanlığı görevi kapsamında atış ve denetlemelere katılması, ayda 4-5 defa Birliğinden uzakta Zeytinburnu Sosyal Tesislerinde nöbet tutması, malzemelerin 5 ayrı depoda muhafaza ediliyor olması karşısında, sanığın bu malzemelerin takip ve kontrolünde zorluklar yaşamasının kuvvetle muhtemel olduğu gibi, bir kısım tanık beyanları ile doğrulandığı üzere sanığın Bölükte olmadığı sürelerde depodan malzeme alınıp kullanılmasının söz konusu olduğu, ilk sayımda 111 kalem eksik malzeme çıkmış olmasına rağmen, son sayımda bu sayının 21 kaleme düşmesi, hatta Mahkemece kovuşturma aşamasında arama ve sayım yapılması istenmemesine rağmen, 1 kalem malzemenin dahi bulunabilmesinin eksik malzemelerin halen birlik içerisinde bulunuyor olma ihtimalini düşündürdüğü ve eksik malzeme cins ve kullanım durumunun da bu ihtimali kuvvetlendirdiği; tanıkların ifadelerinde, sanığın görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmediğini ve görevine ilişkin ihmal veya gecikmesinin bulunduğunu beyan etmemeleride birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğini söylemenin hukuken mümkün olmadığı, sonucuna varılmıştır. (As.Yrg.2.D.2015/314-331 E-K)

* Müsnet suç tarihi gözetilerek birlik komutanlığının askeri görev icrası ile faaliyette bulunduğu anlaşılmakla askeri eşya olduğuna kuşku bulunmayan malzemeler ile ilgili sanığın göreve başladığı sırada, kendisinden önceki görevliden teslim aldığı ordu malları (malzeme) ile ilgili birliğin diğer birimlerine ve kullanıcılara zimmetlenen malzemeye ilişkin devir teslim senet asıllarının veya onaylı fotokopilerinin dava dosyasına konulması, açığı olarak kabul edilen malzeme içinde, sarfa tabi, HEK’e ayrılan, miadı dolan, onarım için üst kademeye sevk edilen veya kaydı silinen malzeme olup olmadığının ilgili saymanlıklardan araştırılması, yaptırılan sayımda bir kısım ordu malının bulunduğu göz önüne alındığında, birliğin konuşlandığı kışlada ve bağlı birliklerde üç kişilik bir sayım heyeti marifetiyle yeniden ve titiz bir sayım yaptırılarak en son gerçek açık miktarının saptanmasından sonra; Ordonat sınıfından ordu mallarını tanıyan ve sanığın sorumluğunu bilebilecek nitelikte mal saymanı ve sorumlusu görevindeki personelden oluşacak bilirkişi vasıtasıyla gerçek açık (Amortisman bedelleri, kaydı silinen, sarfa tabi ve HEK’e ayrılan malzemenin ödetmeye esas fiyatları düşüldükten sonra) ve buna göre gerçek Hazine zararının tespiti, sanığın ihmal ve sorumluluğu bulunup bulunmadığının, suç tarihi itibariyle birlik komutanlığının bağlı bulunduğu ikmal merkezlerinin tâbi olduğu L-101 Ordu Mal Yönetmeliğinde belirtilen görevlerinden hangilerini yerine getirmediğinin tartışılması, Askeri Ceza Kanunu’nun 130.maddesi veya TCK’nın 257.maddesinde düzenlenen suç tiplerinin unsurlarının oluşup oluşmadığı bu bağlamda sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğinin her türlü şüpheden uzak olacak şekilde ortaya konulmasından sonra bir karara varılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Diyarbakır Blg.Ad.Mah.12.Ceza Dava D.2022/ 110-3202 E- K)

* Olay tarihinde … Muhafız ve Emniyet Bölük Komutanlığında idari işler sorumlusu olarak astsubay ünvanıyla görev yapan E.E.’ye 23/02/2018 tarihinde teslim edilmiş eşyalarda sayım yapıldığında 217 kalem eşya bulunduğunun ancak 8 kalem eşyanın eksik olduğunun tespit edilmesi şeklinde istinaf incelemesine konu olayın gerçekleştiği idda edilmiştir. Sanığın savunmasında geçen 01/02/2018 tarihinde Manisa’ya geçici görevlendirildiğini belirtmekle, varsa geçici görevlendirme belgesinin dosyaya eklenmesi, sanığın birliğinden ayrılış tarihini, ayrılırken görevini başkasına teslim edip etmediği, gözaltına alınmışsa buna dair belgelerin dosyaya temin edilmeden yargılamaya devam edilmesi, sanığın aynı suçtan başka bir soruşturma dosyasının olup olmadığının araştırılmaması, suça konu eksik olduğu belirtilen 8 kalem eşya üzerinde inceleme yaptırılarak sanığa teslim tarihindeki değerlerinin tespit ettirilmeden yargılamaya devam edilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Gaziantep Blg.Ad.Mah.11.Ceza D.2020/ 359 E-2021/2848 K)

* Emn.Mhfz.Tk.K.lığı Tk.Asb. (aynı zamanda Birlik Taşınır Mal Sor.) gözaltına alındığından söz konusu birliğe atamalı personel katılıncaya kadar kıta sevk ve idaresi, personel işlerinin takibi, envanterindeki ordu mallarının korunması, bakımı maksadıyla 28 Haziran 2017 tarihinde vekaleten davacının görevlendirildiği, davacının söz konusu tarihten itibaren görevine başladığı, bağlı bulunduğu saymanlıklara karşı bir önceki personelle zimmet devir-teslimini tamamlamadığı, Alay Komutanı Piyade Albay A.N.’nin davacının zimmet devir-teslimini tamamlamadığını tespit etmesi üzerine eksik-fazla malzemenin tespiti ve davacının devir-teslim faaliyetlerini tamamlaması için 24.08.2017 tarihinde “Devir Kurulu”nun kurulduğu, davacının devir kurulu heyetinin sayım sonuç raporunu imzalamaktan ve zimmetine almaktan imtina ettiği, 07.11.2017 tarihinde Alay Komutanı Piyade Albay A.N. makam odasında Tank Ütğm.Ç.Y’nın da bulunduğu esnada davacıya devir-teslim faaliyetini tamamlayıp tamamlamadığını 3 (üç) kez sorduğu, davacının cevap olarak 3 (üç) kez devir-teslim faaliyetini tamamladığını, bu sürecin saymanların değişimi nedeniyle uzun sürdüğünü ve herhangi bir sorun olmadığını beyan etmesine ve söz konusu durumun tutanak altına alınmasına rağmen ana malzeme saymanlığına ait ordu mallarının zimmet devir-teslimini tamamlamadığı görülmekle, hizmete ilişkin verilen emri yerine getirmeme fiilinin sübuta erdiği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda, davacı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, isnat olunan hizmete ilişkin verilen emri yerine getirmeme fiilinin sübuta erdiği anlaşıldığından, alt ceza uygulanmak suretiyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesine ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığı … Alay Komutanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (İstanbul Blg.İd.Mah.2.İd. Dava D.2019/673 E-2020/138 K)

 * Davacı tarafından; Kocaeli ili, … K. Hizmet Takım K. Takım K. bünyesinde astsubay olarak görev yapmakta iken, “Hizmete engel davranışlarda bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 20/c maddesi uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile tecziyesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 28.09.2018 tarihli ve 2018/34 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, olayda, davacının … Hizmet Takım Komutanı kadrosuna atandığı ve 09.07.2018 tarihinde … Komutanlığı’na katıldığı anlaşılmış olup, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelemesinden davacının atandığı görev olan hizmet takım komutanı kadrosunun görevleri arasında, karargaha ait hafif silah kontrol/işlemlerini yürütmek, envantere kayıtlı karar araçlarının planlama/sevk işlemlerini ve bakımını yapmak, yangın Y/S malzemelerinin kontrollerini yapmak gibi görevlerin yer aldığı, davacının 10.07.2018 tarihinde Komutanlığa verdiği dilekçe ile Takım Komutanlığı görevini kavrayamadığı, bilmediği ve vakıf olmadığı bu görevde çalışmak istemediğini bildirdiği, davacının bu dilekçesine herhangi bir cevap verilmeksizin bir gün sonra 11.07.2018 tarihinde, 11.07.2018 tarihinde kadar görevine yönelik alması gereken demirbaş malzemeleri teslim almadığı, yerine atandığı personel ile görev devir-teslim yapmayarak görev devir-teslim protokolünü imzalamadığı, bu kapsamda hizmete atandığı Hizmet Takım Komutanı kadro görevinin gereklerini devir-teslim yapmayarak yerine getirmemekte ve görevini yapmayacağını beyan ederek hizmete engel davranışlarda bulunduğundan bahisle hakkında tutanak tutulduğu ve bu tutanak uyarınca başlatılan disiplin soruşturması üzerine davacının 6413 sayılı Kanunun 20/(c) maddesinde yer alan ‟Hizmete engel davranışlarda bulunmak” disiplinsizliğini işlediğinden bahisle ayırma cezası verilmesine karar verilmiş ise de; davacının devir-teslim yapması gereken malzemeler içerisinde karargaha ait hafif silahlar, karar araçları ve yangın malzemeleri gibi pekçok malzemenin bulunduğu, dolayısıyla iki gün içerisinde tüm bu malzemelerin sayım ve tespitini yapmasının davacıdan beklenemeyeceği, yine davacının 10.07.2018 tarihinde Komutanlığa verdiği dilekçeye herhangi bir cevap verilmeksizin, davacının dilekçesinden bir gün, davacının Komutanlığa katılışından sadece iki gün sonra devir-teslim protokolü imzalamamak ve demirbaşları teslim almadığından bahisle hizmete engel davranışta bulunduğuna dair tutanak tutulduğu ancak bu durum Devletin ve Türk Silahlı kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiiller kapsamında olmadığı gibi, dava konusu işlemde davacının atandığı kadro görevine dair malzemeleri zimmetine kabul etmeyerek amirlerini, hizmetin hiyerarşik biçimde yürütülmesi konusunda çaresiz kalmaya sevk ettiği ve bu nedenle eylemi sıradan bir emir-komuta zincirinin kırılması olarak addetmenin mümkün olmadığı belirtilmekte ise de, göreve başladıktan henüz iki gün sonra dava konusu işleme dayanak teşkil eden tutanağın tutulduğu, iki gün süre içerisinde hizmetin hiyerarşik biçimde yürütülmesi konusunda çaresiz kalındığından bahsedilemeyeceği gibi, yine aynı gün başka bir astsubay söz konusu kadroya vekalet atanarak hizmetin işleyişinin sağlandığı dolayısıyla hizmetin hiyerarşik biçimde yürütülmesi konusunda bir çaresizliğin söz konusu olmadığı, davacının fiilinin sorumluluktan kaçmak ve emre itaatsizlik filleri kapsamını aşmadığı, davalı idare tarafından yanlış madde tatbiki yapıldığı, bu nedenlerle davacının silahlı kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılması işleminde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (İst.Blg.İd.Mah.2.İd.Dava D.2019/2299 E-2021/215 K)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir