2230 SAYILI KANUN

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un, Nakdi Tazminat Komisyonu kararının verildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların… bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olduğu kuralına yer verilmiş; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun, a) İç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevlendirilen Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, … kapsadığı hüküm altına alınmıştır.

            2330 sayılı Kanun’dan kaynaklanan haklar için idareye her zaman başvuruda bulunulabilir.(Danıştay 12.D.2018/4432-5523 E-K)

Eğitim esnasında ani gelişen akut alveoler şişme ve intra-alveoler kanamaya bağlı solunum yetmezliği sonucu vefat nedeniyle 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödenmesi gerekir

* Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının oğlu müteveffa F.U.’ın … İli, … İlçesi Jandarma … Eğt. Tb. Komutanlığı emrinde J.Er. olarak askerlik görevini yaparken 28.02.2009 tarihinde rahatsızlandığı ve kaldırıldığı hastanede 01.03.2009 tarihinde vefat ettiği, davacıya müteveffanın vazife malulü olduğundan bahisle aylık bağlanması sonrasında, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan 22.04.2021 tarihli başvurunun, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 29.06.2021 tarih ve 2021/255 karar sayılı işlemiyle durumunun 2330 sayılı Yasa kapsamına girmediğinden bahisle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacının oğlu müteveffa …ın, 28.02.2009 günü, sabah bölük kuruluşu ve candaş (body) sistemi ile ilgili çalışmaya katıldığı,  öğlene kadar yanaşık düzen eğitimine tabi tutulduğu, akşam yemeğine kadar eğitimlerin devam ettiği, yemekten sonra bölük kaydı için yemekhanede toplanıldığı, kayıtların bitimi ile saat 21:50 sıralarında yemekhane önünden koğuşlar istikametine hafif tempo ile koşu yapıldığı ve koşar adım ile koğuşlar bölgesine gelindiğinde …’ın aniden yere düştüğü, ardından ambulans çağrıldığı ve … Devlet Hastanesine sevkinin yapıldığı, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat ettiği, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Mork İhtisas Dairesi’nin 2009/795/325 sayılı raporunda; mütevaffa …’ın ölümünün akciğerlerdeki akut alveoler şişme ve intra-alveoler kanamaya bağlı solunum yetmezliği sonucu meydana geldiği, kanamaya neden olacak patolojik bir hastalığının tespit edilemediği, bu bağlamda ölümün esas olarak  akut alveoler şişme ve intra-alveoler kanamaya bağlı solunum yetmezliği sonucu gerçekleştiğinin anlaşıldığı, daha sonra davacı tarafından vazife malulü sayılması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 21.11.2018 günlü ve E.2018/53, K.2018/2483 sayılı kararı ile işlemin iptal edilerek, vazife malulü sayılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda; davacının oğlu müteveffa …’ın, askerlik hizmetini yapmakta iken eğitim esnasında ani gelişen akut alveoler şişme ve intra-alveoler kanamaya bağlı solunum yetmezliği sonucu vefat ettiği, vefat olayından dolayı yargı kararı ile vazife malulü sayıldığı, dolayısıyla müteveffanın askerlik görevini ifa etmekte iken eğitim esnasında gelişen solunum yetmezliği sonucu vefat ettiği anlaşıldığından, davacıya 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödenmesi gerekirken, nakdi tazminat ödenmesi talebiyle idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah.10.İd.Dava D.2022/6626 E-2023/2378 K sayılı kararı)

Nöbet tuttuğu esnada başıboş dolaşan köpeklerin saldırısı sonucunda meydana gelen yaralanma (uzun zaman sonra açılan dava)

* Davacının nöbet tuttuğu esnada battaniye almak için bulunduğu mevziden ayrılıp 4 nolu mevziye gittiği sırada başıboş dolaşan köpeklerin saldırısı sonucunda sağ ve sol kulağı koparak yaralanması olayının, iç güvenlik ve asayişin sağlanması görevini yerine getirdiği sırada meydana geldiği ve olayda davacının kusuru bulunmadığının belirtildiği, söz konusu olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, davacıda meydana gelen maluliyetin, anılan yaralanma olayına bağlı olup olmadığının ortaya konulması gerektiği, buna göre, her ne kadar davacı anılan yaralanma olayından sonra görevine devam etmiş ise de, söz konusu yaralanma olayın etkilerinin zaman içerisinde ortaya çıktığı ve görevine başlarken hakkında geçici köy koruculuğu yapabileceğine ilişkin sağlık kurulu raporu bulunan davacının, yaralanmasından kaynaklı olarak Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin (ı) bendinde yer alan, görevini devamlı yapmasına engel olabilecek seviyede hastalığı, sakatlığı veya akıl hastalığı bulunmamak şartını kaybettiğinden bahisle … Valiliğinin 26.02.2015 tarihli Olur işlemiyle görevine son verildiği dikkate alındığında, davacının maluliyetinin, 08.01.2001 tarihinde görevli bulunduğu … Tepe mevkiinde nöbet tuttuğu esnada battaniye almak için bulunduğu mevziden ayrılıp 4 nolu mevziye gittiği sırada başıboş dolaşan köpeklerin saldırısı sonucunda meydana gelen yaralanma olayından kaynaklandığı kanaatiyle, hakkında 2330 sayılı  Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle tarafına vazife malulü aylığı bağlanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin olarak verilen karar hukuka uyarlıdır. (Ankara Blg.İd.Mah.11.İd.Dava D.2021/3691 E-2023/1076 K sayılı kararı)

Görev sırasında kayalıklardan düşme

* Davacı tarafından, eşi …’nın geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 01.10.2006 tarihinde görevini icra ederken kayalıklardan düşmesi sonucu vefat ettiğinden bahisle vazife malulü aylığı bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 13.03.2020 tarihli işlemin iptali  istemiyle açılan davada; 26.11.2018 tarihli … Valisi, … İlçe Kaymakamı ve … İlçe Jandarma Komutanı’nın imzasıyla düzenlenen durum belgesinde davacının eşinin … Sınır Bölük Komutanı …ın şifahi emriyle 01.10.2006 tarihinde … İlçesi …Köyü kırsalında bulunan … mevkine keşif ve gözetleme için gittiği esnada kayalıklardan düşerek hayatını kaybettiği olayın 2330 sayılı Yasa kapsamında bulunduğunun belirtildiği, bu nedenle, davacının eşinin geçici köy koruculuğu görevi sırasında görevinin neden ve etkisiyle barışta güven ve asayişi korumakla görevlendirilmesi sonucu vefat ettiği açık olup, davacıya eşi dolayısıyla, 2330 sayılı Kanun’un vazife malullüğüne ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekirken aksi yönde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. (Ankara Blg.İd.Mah.11.İd.Dava D.2021/2735 E-2023/1079 K sayılı kararı)

1053 sayılı Vazife Malullüklerinin Nevileriyle Dereceli Hakkında Nizamname hükümlerine göre maluliyet derecesi bulunmayan kişiye 2330 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanması mümkün değildir.

* … İli … İlçesi … köyünde geçici köy korucusu olarak görev yapmaktaylen 04.03.1995 tarihinde terör örgütü mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırıda yaralanan davacı tarafından, yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek aylık bağlanması istemi ile yapılan başvurunun reddine ilişkin 03.10.2018 tarihli Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararının ve bu kararın bildirimine dair 10.10.2018 tarihli işlemin iptali ile yoksun kalınan tüm parasal hakların davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Diyarbakır SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.03.2020 tarihli Sağlık Kurulu Raporunun sonuç kısmında; “Engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı:%10.. Durum bildirir rapordur. Vazife Malullüğü yoktur. Sağlık Kurulu Kararıdır.” ibaresine yer verildiği, Sağlık Kurulu Raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı tarafından rapora itiraz edilmiş ise de raporunun teknik ve bilimsel açıdan yeterli olduğu, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacıya ait sağlık kurulu raporunda belirtilen hususlar da göz önüne alındığında, davacının rahatsızlığı ile ilgili olarak 1053 sayılı Vazife Malullüklerinin Nevileriyle Dereceli Hakkında Nizamname hükümlerine göre maluliyet derecesi bulunmadığından 2330 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanması talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (Ankara Blg.İd.Mah.11.İd.Dava D.2021/546 E-2023/1078 K sayılı kararı)

2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan nakdi ödeme haricinde belgelendirilmiş sağlık harcamaları da ödenmelidir.

            * 2330 sayılı Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu; 2. fıkrasında, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı; “Öğretim ve sağlık yardımı” başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında ise, bu Kanunun kapsamında bulunanlardan, tedavi giderleri kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanamayanların tedavilerinin; Devlet, üniversite, Sosyal Sigortalar Kurumu hastaneleri ile askeri hastanelerde ücretsiz olarak yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir. Olayda, davacının … İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 21/06/2007 tarihinde Merter Savaş Caddesi üzerinde bulunan elektrik trafosundan duman çıktığı yönünde anons yapılması üzerine olay yerine intikal ettiği esnada trafoda meydana gelen patlama sonucu yaralanmasının 2330 sayılı Kanun kapsamında kaldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Nitekim, anılan olay nedeniyle İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 27/10/2011 tarihli ve 0789 sayılı kararıyla davacı polis memuru Ö.Ç.a 12.247,40 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Ayrıca, anılan Kanun kapsamında bulunan ve zarar gören personelin tedavi masraflarının kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanması, karşılanamayanların tedavilerinin ise 7. maddenin 4. fıkrasında sayılan hastanelerde ücretsiz olarak yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda Dairemizin bozma kararı  sonrasında Mahkemece, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı İçişleri Bakanlığından sorulmuş olup, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı Ö.Ç.’a herhangi bir tedavi masrafı ödenmediği, sadece olay nedeniyle nakdi tazminat ödemesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden (fatura ve sevk irsaliyesi vs.) ise, davacı tarafından tedavisine yönelik olarak toplam 4.000,00 TL harcama yapıldığı ortaya konulmuştur.

            Bu durumda, 2330 sayılı Kanun’da tedavi giderlerinin Nakdi Tazminat Komisyonu kararıyla ödenen nakdi tazminat dışında sağlık yardımı olarak ayrıca düzenlendiği, anılan komisyon kararıyla ödenmesine karar verilen nakdi tazminatın tedavi giderlerini kapsamadığı gibi kararda davacıya tedavi gideri kapsamında bir ödemenin yapıldığına yönelik herhangi bir ifadeye de yer verilmediği anlaşılmakta olup, meydana gelen olayda oluşan zararı hizmet kusuru ilkesine göre tazmin sorumluluğu bulunan davalı idarece, davacının belgelendirdiği 4.000,00 TL tedavi masraflarına ilişkin zararın tazminine hükmedilmesi gerekirken 4.000,00 TL maddi tazminat talebinin reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.(Danıştay 10.D.2018/3199 E-2022/5934 K)

Bizzatihi güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik bir görevin ifası sırasında olmayan yaralanma 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemez.

* Davacının … Emniyet Müdürlüğü Merkez Karakol Amirliğinde idari büro memuru olarak görev yapmakta iken 11.01.1996 tarihinde evrak takibi görevi esnasında adliye binası önündeki Cumhuriyet Caddesinde yaya olarak karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucunda yaralandığı ve bu kapsamda hakkında verilen yargı kararı ile vazife malulü sayıldığı ihtilafsız olsa da, davacının … Emniyet Müdürlüğünün 11.01.1996 tarihli yazısında da yer aldığı üzere  olayın gerçekleştiği 11.01.1996 tarihinde idari büro memuru olarak görev yaptığı ve evrak takibi görevi sırasında yaralandığı, ilgili mevzuatta açıkça güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik bir görevin ifası sırasında yaralanmanın 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla davacının bu yaralanmasının güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik bir görevin ifası sırasında gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından, davacının maluliyetinin 5434 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesine ilişkin işlem ile davacının  maluliyetinin 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine dair dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (Ankara Blg.İd.Mah.11.İd.Dava D.nin 2021/2563 E-2024/243 K sayılı kararı ile onanan Ankara 3İd.Mah. 2021/247-367 K sayılı kararı)

3713 sayılı Yasa kapsamında terör vazife malulü aylığı  bağlanması isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile  2330 sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline ilişkin davalar ayrı açılmalıdır.

* Davacının 3713 sayılı Yasa kapsamında terör vazife malulü aylığı  bağlanması ve 2330 sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptaliyle birlikte  3713 sayılı Yasa kapsamında terör vazife malulü aylığı bağlanması ve 2330 sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı,  3713 sayılı Yasa kapsamında terör vazife malulü aylığı  bağlanması isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılacak dava ile 2330 sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılacak dava arasında 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörüldüğü şekilde maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından (2 ayrı dava açılması gerektiğinden) dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi hükmüne aykırı olması sebebiyle dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. (Ankara Blg.İd.Mah.11.İd.Dava D.2022/39 E-2024/23 K)