CEZALARA İTİRAZ VE YARGI DENETİMİ

Kanun koyucu, “TSK Disiplin Kanunu’nun 6’ncı maddesi birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanunla disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullar soruşturma sonucunda disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.” şeklindeki hüküm ile keyfi uygulamaların önüne geçebilmek amacıyla disiplin hukukuna ilişkin tesis edilecek kararların, ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli olarak verilmesini öngörmüştür. Kanun, takdir hakkının ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanılabilmesi için disiplin amirlerinin; disiplinsizliğin işleniş biçiminin, disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yerin, disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığının, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığının, disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığının, disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumunun, disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarının ve gösterdiği pişmanlığın değerlendirmeye alınmasını öngörmüştür.

Hakkında disiplin soruşturması yapılan kişinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir eyleminin bulunmadığı ya da eylemin bir disiplinsizlik teşkil etmediği sonucuna varılırsa personele ceza verilmemelidir. TSK Disiplin Kanunu 14’üncü maddesi 3’üncü fıkrasında ve 27’nci maddenin 2’nci fıkrasında disiplin amirlerine, uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarını gerektiren disiplinsizliklerinden dolayı personeline disiplin cezası vermeme takdir hakkı tanındığından eylem söz konusu cezalardan birini gerektiren bir disiplinsizlik ise personele ceza verilmeyebilir.

6413 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi birinci fıkrasına göre disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru; iki yıl içinde aynı disiplinsizlikten dolayı disiplin cezası alınmış olması veya bir yıl içinde aynı derece cezayı gerektiren başka disiplinsizliklerden dolayı iki defa ceza alınmış olması hâllerinde, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç, bir derece ağır ceza verilir. Burada disiplin amirlerine takdir hakkı tanınmadığına dikkat edilmelidir.

Kanunun 14’üncü maddesi ikinci fıkrasına göre disiplin amirleri, personelin; olumlu hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini göz önüne alarak bir derece hafif ceza uygulayabilir.

Kanun’un 14’üncü maddesi 4’üncü fıkrasına göre maiyetinden birinin hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizliklerin işlenmesi halinde disiplin amirlerinin seçimlik hakkı bulunmaktadır. Disiplin amiri; yetkisi dâhilinde disiplin cezası verebileceği gibi, hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini göz önüne alarak bu personeli disiplin kuruluna da sevk edebilir.

Ceza kararında ceza maddesinin ve verilen cezanın somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.

* Disiplin cezaları açısından da geçerli olan suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince disiplin cezası veren disiplin kurulları ve disiplin amirlerince disiplin cezasına konu eylemin niteliği itibarıyla hangi madde, bent veya fıkra kapsamında olduğunun ve hangi cezanın verilmesi gerektiğinin net bir şekilde tespit edilmesi ve disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemlerde de ceza maddesinin ve verilen cezanın somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bu gereklilik; esasen işlemin yargısal denetiminin yapılmasında olduğu gibi, yeni bir fiili nedeniyle ceza işlemine muhatap olacak kamu görevlisinin geçmişte ceza verilmesine sebep olan fiilinin tekerrüründe bir derece ağır ceza verilmesi noktasında yapılacak değerlendirmelerde de büyük önem taşımaktadır.(Danıştay 12.D.2018/554 E-2020/4669 K)

Suç ve ceza arasındaki hassas dengenin gözetilmesi.

* Disiplin cezasına konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını; “zorunluluk ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını; “orantılılık ilkesi” ise, öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir. İdarenin, kamu görevlileri hakkında disiplin cezasını tayin ve takdir ederken, suç ve ceza arasındaki hassas dengeyi gözetmesi gerekmektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar, mevzuata bağlı kalmakla birlikte, evrensel hukuk normlarından olan ölçülülüğün alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarını da göz önünde bulundurmalıdır. (Danıştay 2.D.2021/10064 E-20225712 K)

Aylıktan kesme cezasında ceza oranı kesin olarak belirlenmelidir.

* 6413 sayılı Kanunun ceza yetkilerini gösteren eki çizelgenin incelenmesinden, Astsb. Çvş. ve Astsb. Kd. Çvş. hariç astsubaylar ile üsteğmen ve yüzbaşılar hakkında disiplin amiri tarafından verilebilecek aylıktan kesme cezasının miktarının 1/20’ye kadar olduğunun gösterildiği, ancak bu ifadeden, cezanın üst sınırının anlaşılması gerektiği, disiplin amirine, ilgiliye isnat edilen ve aylıktan kesme cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışların ağırlığına göre ceza oranını belirlemede bir takdir yetkisinin tanındığının anlaşılması gerektiği açıktır. Söz konusu uyuşmazlıkta; 6413 sayılı Kanununun 18/1.maddesinin (a) bendi uyarınca uyarınca, davacının 1/20’ye kadar aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, ancak ceza oranının kesin olarak belirlenmediği görülmüş olup, Anayasanın temel ilkelerinden olan “belirlilik” ve “hukuk güvenliği” ilkesinin bir sonucu olarak, cezaların kesin ve net olması gerekliliğinden hareketle, davacının 1/20’ye kadar aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.(Ankara Blg.İd.Mah. 2.İd.Dava D.2018/814-2908 E- K)

* Aylıktan kesme cezası uygulanırken, ilgilinin disiplin cezasına konu eyleminin niteliği ve ağırlığı ile daha önce herhangi bir disiplin cezası alıp almadığı, savunması gibi hususlar göz önünde bulundurularak hangi oranda ceza verildiğinin belirtilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda; davacının bir disiplin suçu işleyip işlemediği bir yana, davacıya aylıktan kesme cezası verilirken, belirtilen hususlar bakımından bir değerlendirme yapılmak suretiyle hangi oranda ceza verildiğinin belirtilmesi gerekirken, herhangi bir oran belirtilmeksizin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.(Erzurum Blg.İd.Mah.4.İd.Dava D.2021/128 E-2022/251 K)

Lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğu.

* İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ”lehe olan normun uygulanması ilkesi”nin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının lehe olan hükme uygun olarak yeni bir disiplin cezası verilmesine engel olmayacağı da tabiidir. (Ankara Blg.İd.Mah.2.İd. Dava D.2018/250-2775, 2018/679-2688 E- K, aynı doğrultuda Gaziantep Blg.İd.Mah.5.İd. Dava D.2022/4365-3014 E- K)