SİCİL İŞLEMLERİ

Türk Silahlı Kuvvetlerinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar.

Sicil işlemleri, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubundadır. Takdir hakkının eşit, adil, objektif ve hizmet  gereklerine uygun ve doğru kullanılıp kullanıldığı mahkemelerce denetlenebilmektedir.

Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılıklar; mevzuatta öngörülen şekil şartlarına, sicilde yetki kurallarına uyulmadan sicil düzenlenmesi veya sicillerinin subjektif verilmesi neticesinde ortaya çıkmaktadır.

Uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olması sicillerin subjektif verildiği anlamına gelebilmektedir.

Sicil safahati ile uyumsuz şekilde oldukça düşük puanla değerlendirme

* Davalı idare bünyesinde astsubay rütbesi ile görev yapan davacı hakkında; 2019 yılı sicilinde birinci sicil amiri tarafından 67,57 ve ikinci sicil amiri tarafından 65,50 üçüncü sicil amiri tarafından 59,99 değerlendirme notu verilerek 66.13 sicil notu takdir edildiği, söz konusu değerlendirmelerin davacı hakkında devam eden iki soruşturmaya dayandırıldığı, ancak soruşturmalardan birinin ceza verilmesine yer olmadığı ile diğerinin ise uyarma disiplin cezası ile sonuçlandığı, davacının önceki yıllara ilişkin sicil notlarının; 2015 yılında (97,12), 2016 yılında  (87,76), 2017 yılında (72,45), 2018 yılında (83,85) olduğu, davacı hakkında uyuşmazlığa konu sicil döneminde verilen uyarma disiplin cezasının sicil notunun bu kategoride ve diğer yıllar sicil safahati ile uyumsuz şekilde oldukça düşük puanla değerlendirilmesi sonucu doğurabilecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi kabulden hareketle alınan istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2021/2599 E-2022/2876 K)

Sicil notunun geçmiş sicil yıllarına göre daha düşük olmasının nedenlerinin somut bilgi ve belgeye dayalı olarak ortaya konulamaması

* Yukarıda belirtilen düzenlemeler ve yapılan açıklama üzerine; personel hakkında her yıl düzenlenen sicil notları, personelin her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerinde büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, her ne kadar sicil işlemleri özünde sicil amirlerinin somut gözlemlerine dayalı kanaat ve değerlendirme unsurunun bulunması sebebiyle takdir yetkisinin kullanıldığı işlemler grubu içinde yer alsa da, bu yetkinin objektif, adil, eşit olarak kullanılması, sicil üstlerince sicil verme yetkisi kullanılırken objektif kıstaslara göre değerlendirme yapılması, sicil belgesindeki kanaatin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayanması, özellikle geçmiş yıllardaki sicil notlarından (subay olan personelin sicil alma eğiliminden) daha düşük not takdir edilmesi halinde, daha düşük not takdir edilmesinin makul ve geçerli bir sebebinin mevcut olması ve bu durumun somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulması gerekmektedir. Bakılan davada ise; davacının farklı görev bölgelerinde görev yapmış olduğu, eski sicil amirlerince başarılı görülerek 2019 ve 2020 yıllarının her birinde, her iki sicil amirinin müşterek kanaat ve sicil notları itibariyle 100,00 sicil notlarının verildiği, 2020 yılı 1’inci sicil amiri tarafından çalışkan ve disiplinli olduğu ve yönlendirildiğinde görevi layıkıyla yaptığı yönünde kanaatin de belirtildiği dosya kapsamından görülmekte olup, buna göre; 2021 yılında davacıyı en yakın amiri sıfatıyla daha yakından gözleme fırsatı bulunan 1’inci sicil amiri tarafından, davacının geçmiş dönemdeki sicil alma eğiliminden farklı olarak 84,21 sicil notunun takdir edilmesine gerekçe gösterilen”Görev bilinci ve sorumluluğu yeterli seviyede değildir. Görev tanım formuna göre yapması gereken işlemleri dahi yapmaktan imtina eder. Düşünce yapısını değiştirmezse Türk Silahlı Kuvvetlerine zarar verebilir. Takip ve kontrolü gerekir.” görüşüne gerekçe olarak somut bilgi ve delillere dava konusu işlemde yer verilmediği gibi, davacıya sicil döneminde verilen kınama cezasına gerekçe gösterilen olayın tek başına davacının genel durumu/gidişatı itibariyle görev bilinci ve sorumluluğunun yeterli seviyede olmadığının ve görev tanım formuna göre yapması gereken işlemleri dahi yapmaktan imtina ettiğinin kabulünü haklı kılacak ağırlıkta da olmadığı, bu durumun, Subay Sicil Yönetmeliği’nin 29’uncu maddesine aykırı olduğu gibi, davacının eski sicil amirlerinin olumlu kanaatleri ve sicil alma eğilimi ile çeliştiği açıktır. Bu durumda, davacının uyuşmazlığa konu sicil dönemi olan 2021 yılında görevinde eski sicil dönemlerine göre daha az başarı gösterdiğinin, mesleki zaafiyet gösterdiğinin, genel durumu/gidişatı itibariyle görev bilinci ve sorumluluğunun yeterli seviyede olmadığının ve görev tanım formuna göre yapması gereken işlemleri dahi yapmaktan imtina ettiğinin kabulünü haklı kılacak nitelik ve ağırlıkta somut bilgi ve belgelerin bulunmadığı, davacı hakkında 2021 yılına ilişkin olarak, geçmiş sicil yıllarındaki sicil alma eğiliminden farklı olarak düzenlenen sicil notunun geçmiş sicil yıllarına göre daha düşük olmasının nedenlerinin somut bilgi ve belgeye dayalı olarak ortaya konulamadığının anlaşılması karşısında, objektif olarak düzenlenmediği kanaatine varılan dava konusu sicil notunda idari hizmetin gerekleri itibariyle hukuka uygunluk, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. (Samsun Blg.İd.Mah.4.İd.Dava D.2022/1124-1370  E-K)

İdarenin, sebep olduğu işlem neticesinde 2/3 oranında sicil alamadığından bahisle rütbe terfi ettirmemesi hukuka aykırıdır.

* Davacının 2020 yılı sicil döneminde sicil aldığı fakat yukarıda aktarılan süreç içerisinde davalı idarenin hukuka aykırılığı Mahkeme kararlarıyla tespit edilen işlemleri nedeniyle fiilen görev yapamaması nedeniyle 2021 yılında sicil alamadığı, davacının bahsedilen süreçte astsubay çavuş rütbesindeki bekleme süresi olan 3 yıllık süreyi doldurduğu, davalı idarece astsubay çavuş rütbesindeki bekleme süresi olan 3 yıllık süre içinde 2/3 oranında sicil alamaması nedeniyle davacının bekleme süresini doldurmuş olmasına rağmen bir üst rütbe olan astsubay kıdemli çavuş rütbesine terfi ettirilmediği anlaşıldığı, hukuka aykırılığı saptanan bir işlem nedeniyle kişinin uğradığı zararın idarece tazmini gerektiği, aktarılan mevzuat hükümleri ile dosyada mevcut bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemlerin hukuka aykırı oldukları gerekçesiyle yargı kararlarıyla iptaline karar verildiği, yargı kararı uyarınca davacının ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemlerin tesis edildikleri andan başlayarak ortadan kaldırıldığı, davacının hukuka aykırı oldukları Mahkeme kararlarıyla tespit edilen işlemler nedeniyle sicil alamadığı, hukuka aykırı işlemler hiç tesis edilmeseydi davacının emsalleri gibi sicil dönemlerinde sicil alacağı noktasında tereddüt bulunmadığı, başka bir anlatımla davacının astsubay çavuş rütbesinde bekleme süresi olan 3 yıllık süre içerisinde 2/3 oranında sicil alamamasının davacının kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında, davacının, emsallerinin rütbesine terfi ettirilerek, emsallerinin derece ve kademesine ilerletilmesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, rütbe bekleme süresi içinde 2/3 oranında sicil alamadığından bahisle astsubay çavuş rütbesinden astsubay kıdemli çavuş rütbesine terfi ettirilmemesine ve kademe ilerlemesinin yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. (İzmir Blg.İd.Mah.5.İd.Dava D.nin 2022/1106-1361 E-K sayılı kararı ile onanan İzmir 5.İd.Mah.nün 2021/1913-1325 E-K sayılı kararı)

Sicil notunun somut bir gerekçeye/bilgi ve belgeye dayanılmadan tesis edilmesi

* Davacının 2021 yılına ait sicil notu ortalamasının 81,92 olduğu, bu notun 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan Subay Sicil Yönetmeliği uyarınca ”başarılı” kategorisinde olduğu, davacının 2021 yılı sicil belgesinin ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; FETÖ/PDY  Silahlı Terör Örgütü ile ilişki veya irtibatı olduğuna ilişkin olarak davacı hakkında herhangi bir somut tespit bulunmadığı, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4147 sayılı soruşturma dosyası kapsamında başlatılan soruşturma sonucunda Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair karar verildiği; askerlik mesleğindeki mesleki gelişimini, düzeyini başarısını ve liyakatini olumsuz etkileyecek ya da sicil değerlendirme notunun önceki yıllara nazaran düşük takdir edilmesini gerektirecek herhangi bir fiili nedeniyle dava konusu sicil yılına ilişkin olarak hakkında başlatılan adli ya da idari bir soruşturmanın bulunmadığı ve bu kapsamda tesis edilmiş bir disiplin cezası ile de tecziye edilmediği gibi geçmiş yıllardaki sicillerinin de ”üstün başarılı” düzeyinde olduğu, bu durumda, davacı hakkında tesis edilen 2021 yılına ait 81,92 ”başarılı” sicil notunun davacının sicil kıdem sıralaması üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda söz konusu notun somut bir gerekçeye/bilgi ve belgeye dayanılmadan tesis edildiği anlaşılmakla 2021 yılı sicil notunda/dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, davacı hakkında Fetö/Pdy Silahlı Terör Örgütüyle irtibat veya iltisakına-üyeliğine ilişkin delil bulunması/tespit edilmesi halinde idarece mevzuat hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilebileceği sonucuna varılmıştır. (Konya Blg.İd.Mah.4.İd.Dava D.nin 2022/1210-2032  E-K sayılı kararı ile onanan Konya 1.İd.Mah.nün 2021/946-270 E-K sayılı kararı)

İlk sicillerin düzenlenmesi sırasında daha özenli davranılması gerekir.

* Davacının 2018 yılına ait ilk sicilinde 1’inci ve 2’nci sicil üstlerince normal yıllık genel değerlendirme notunun  başarılı olarak seçildiği,  davalı idarece olumlu, olumsuz gerekçe/ serbest kanaat belirtilmediği, disiplin cezası aldığına veya  soruşturma geçirdiğine dair bir bilgi verilmediği görülmüştür.Her ne kadar, davaya konu sicilin davacının ilk sicili olması nedeniyle geçmiş sicil safahatı ile uyumsuzluktan, sicil notlarında ani ve büyük bir düşüşten söz edilemeyeceği açık ise de; bu durumun sicillerin düzenlenmesi konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin ilk sicil bakımından mutlak ve sınırsız olarak kullanılabileceği şeklinde bir sonucu doğurmaması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, idarenin ilgililerin sicil safahatının başlangıcını oluşturacak olan ilk sicillerin düzenlenmesi sırasında daha özenli davranması, yönetmelik gereği belgeye bağlanması zorunlu olmayan hususlar bakımından dahi hukuken kabul edilebilir belge ve bilgilere bağlı kalması, sicil işlemlerinin dava konusu edilmesi halinde de bu belge ve bilgileri mahkemelere sunmak suretiyle yargı denetiminin tam ve eksiksiz yapılmasına olanak sağlaması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Aksi halin ise hukuken denetlenme olanağı bulunmayan idari işlemin iptalini gerektireceği kuşkusuzdur.Tüm bu hususların dosya münderecatı ile birlikte incelenmesinden, davacının ilk sicili olan ve bundan sonraki sicil safahatının başlangıcını oluşturması nedeniyle özel bir önem taşıyan 2018 yılı sicilinin, objektif ilkelere ve hukuka uygun olarak düzenlenmediği ve iptali gerektiği sonucuna varılmış olup aksi kabulden hareketle alınan istinafa konu kararda hukuki isabet görülmemiştir. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2023/213-1387  E-K)

Olumsuz kanaati somutlaştıracak bir disiplin cezasının bulunmaması

* Olayda, dava konusu sicilin  üstün başarılı  olarak düzenlenen önceki sicil notu ile uyumlu olmadığı, “Personel  sürekli sıkıştığı zaman rapor alan biridir. Takip edilmesi gerekir.” şeklindeki olumsuz kanaati somutlaştıracak bir disiplin cezasının bulunmadığı, davacının sicil notundaki düşüşü ve belirtilen notla değerlendirilmesini haklı kılacak bir bilgi ve belgenin ise dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla objektif olarak düzenlenmediği sonucuna varıldığından dava konusu sicil işleminde hukuka uyarlık, aksi kabulden hareketle alınan istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet  görülmemiştir. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2023/854-1595  E-K)

* Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 2004 yılı sicil belgesinde sicil değerlendirmesinin nota tahvil edilmeyen toplamda 40 maddeden oluşan temel nitelikler bölümünün 36 ncı maddesinde  yer alan ”müstakil görev yapma kabiliyeti”  ve  39’uncu maddesinde yer alan “dürüstlüğü güvenilirliği ” yönünden olumsuz işaretleme yapıldığı, bu olumsuz işaretlemelerin  herhangi bir somut bilgi veya belgeye dayandırılmadığı, öte yandan  sicil yılına ilişkin olarak yapılan diğer değerlendirmelerle bu olumsuz değerlendirmelerin ise uyumlu olmadığı görülmektedir. Bu durumda davacı hakkında yapılan 2004 yılı sicil değerlendirmesinde nota tahvil edilmeyen 36 ve 39’uncu niteliğe dair olumsuz değerlendirmeler  hukuken kabul edilebilir belge ve bilgilerle somut olarak ortaya konulmadığından, söz konusu sicilin menfi kanaatlere yönelik davaya konu kısmında hukuka uyarlık, davanın  reddine  ilişkin istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2022/2650 E-2023/1386 K)

Sicil işlemlerine karşı açılan davalarda yetkili idare mahkemesi

Hakkari 34. Hudut Tugay Komutanlığında kıdemli binbaşı olarak görev yapan davacının, 2015 ve 2016 yıllarına ait sicil notlarının iptali istemiyle  06/04/2022 tarihinde bakılan davayı açtığı, davanın açıldığı tarihte kadrosunun Ankara’da olduğu, 08/04/2022 tarihli atama oluruna istinaden   05/08/2022 tarihinde Ankara ilindeki görevinden ayrılarak 34’üncü Hudut Tugay Komutanlığı emrindeki görevine başladığı hususları göz önüne alındığında, iş bu davanın görüm çözümünde, 2577 sayılı Kanun’un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen düzenleme uyarınca, ilgilinin dava açma tarihi itibarıyla görev yaptığı Ankara ilinin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu Ankara Bölge İdare Mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.(Danıştay 2.D.2023/714-968 E-K)

Sicil döneminde herhangi bir soruşturma ya da ceza bulunmadığı ve geriye doğru 4 yıllık tüm sicil puanlarının da ‘üstün başarılı’ kategorisinde olduğu dikkate alındığında  somut gerekçeler bulunmaksızın önceki sicil dönemlerinden fark yaratacak şekilde birden 2 alt kategoriden değerlendirme yapılması hukuka uyarlı değildir.

Tekirdağ ili, …ilçesi … Piyade Tugay Komutanlığı Lojistik Destek Komutanlığı Shr. Hiz. Blk. K.lığında yüzbaşı olarak görev yapmakta iken 2020 yılında sözleşmesi yenilenmemek suretiyle feshedilen davacı hakkında 2015 yılında ‘70,18-yeterli’ puanına/kategorisine haiz dava konusu sicil belgesinin düzenlenmiş olduğu, davacı hakkında söz konusu sicil döneminde herhangi bir soruşturma ya da cezanın bulunmadığı, bu sicil döneminden geriye doğru 4 yıllık tüm sicil puanlarının da ‘üstün başarılı’ kategorisinde olduğu, idarece davacıya önceki sicil dönemlerinden fark yaratacak şekilde birden 2 alt kategorideki yeterli kategorisinde (‘başarılı’ kategorisinden bir alt) sicil verilmesinin nedenlerinin de somut olarak ortaya konulamadığı görülmekte olup, dava konusu 2015 yılı sicil belgesinde objektif ölçme ve değerlendirme ilkesi bağlamında hukuka uygunluk, davanın reddine hükmeden Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmadığı neticesine ulaşılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah3.İd.Dava D.2022/276 E-2023/1149 K)

Üstün başarı kıdeminin mahkeme kararı ile tesis edilmesi halinde geçmişe dönük mali haklar verilmelidir.

Üstün başarı kıdemi verilmemesi işleminin yargı kararı ile iptali üzerine kendisine üstün başarı kıdemi verilen davacıya, binbaşı, yarbay ve albay rütbelerine emsallerine göre birer yıl geç terfi etmesinden kaynaklanan maaş farkı kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekir.(Ankara Blg.İd.Mah3.İd.Dava D.2022/1108 E-2023/862 K)

Birinci ve ikinci sicil amirlerinin sicil konusundaki değerlendirme farklılığı somut olarak ortaya konulmalıdır.

* Uyuşmazlık konusu sicil belgesinde, davacı değerlendirilirken birinci sicil amirince 62,72 puanla “yeterli” kategorisinde değerlendirilirken  ikinci sicil amirince söz konusu değerlendirmelere katılmadığı belirtilerek 85,36 puanla “başarılı” kategorisinde değerlendirildiği görülmüş olup, sicil amirleri arasındaki bu kategori( başarılı-yeterli) ve puan farkının hukuken kabul edilebilir belge ve bilgilerle somut olarak ortaya konulamaması nedeniyle, objektif olarak düzenlenmediği sonucuna varılan dava konusu sicil işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış olup dava konusu işlemin iptaline dair idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.(Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2023/144-587 E-K)

Sicil safahatının başlangıcını oluşturan ilk sicil özel bir önem taşır.

* Davacının 30/08/2017 tarihinde teğmen rütbesiyle  nasbının yapıldığı, 2018 yılına ait ilk sicilinde 1’inci ve 2’nci sicil üstlerince normal yıllık genel değerlendirme notunun  başarılı olarak seçildiği, ayırt edici nitelikler kısmında üç kriter bakımında emsallerinin üstünde değerlendirildiği,  mesleğine aşkla bağlı olduğu, iş ilişkilerine çok önem verdiği, kişisel ve askeri yaşamına çok özen gösterdiği, asla dedikodu yapmadığı, gelişime açık olduğu, teknolojiyi yakından takip ettiği şeklinde kanaat bildirildiği, ayrıca müstakil görev yapabileceği ve temsil kabiliyetinin var olduğunun, bir üst göreve hazır olma durumu bakımından ise eğitiminin gerekli olduğunun belirtildiği,  davalı idarece dosyaya olumsuz veya geliştirilmesi gereken niteliklerine yönelik bir belge sunulmadığı, disiplin cezası aldığına veya  soruşturma geçirdiğine dair bir bilgi verilmediği görülmüştür.Her ne kadar, davaya konu sicilin davacının ilk sicili olması nedeniyle geçmiş sicil safahatı ile uyumsuzluktan, sicil notlarında ani ve büyük bir düşüşten söz edilemeyeceği açık ise de; bu durumun sicillerin düzenlenmesi konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin ilk sicil bakımından mutlak ve sınırsız olarak kullanılabileceği şeklinde bir sonucu doğurmaması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, idarenin ilgililerin sicil safahatının başlangıcını oluşturacak olan ilk sicillerin düzenlenmesi sırasında daha özenli davranması, yönetmelik gereği belgeye bağlanması zorunlu olmayan hususlar bakımından dahi hukuken kabul edilebilir belge ve bilgilere bağlı kalması, sicil işlemlerinin dava konusu edilmesi halinde de bu belge ve bilgileri mahkemelere sunmak suretiyle yargı denetiminin tam ve eksiksiz yapılmasına olanak sağlaması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Aksi halin ise hukuken denetlenme olanağı bulunmayan idari işlemin iptalini gerektireceği kuşkusuzdur.Tüm bu hususların dosya münderecatı ile birlikte incelenmesinden, davacının ilk sicili olan ve bundan sonraki sicil safahatının başlangıcını oluşturması nedeniyle özel bir önem taşıyan 2018 yılı sicilinin, objektif ilkelere ve hukuka uygun olarak düzenlenmediği ve iptali gerektiği sonucuna varılmış olup aksi kabulden hareketle alınan istinafa konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.(Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.2022/3658 E-2023/584 K)

Boş kontenjan bulunduğu halde  lisansüstü öğretim kıdemi verilmemesi hukuka aykırıdır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının astsubay olarak görev yapmakta iken kendi nam ve hesabına Ahmet Yesevi Üniversitesi Siber Güvenlik  yüksek lisans programında eğitimini tamamladığından bahisle lisansüstü öğretim kıdemi verilmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu,  davacının  başvurusunun, Uzman Personel Temin ve Yetiştirme Planında 2021 yılında muhabere sınıfı astsubaylarda siber güvenlik alanında öngörülen iki kişilik kontenjana giremediğinden bahisle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davalı idarece  yapılan savunmada davacının başvurusunun asıl olarak “kontenjana giremediği” gerekçesiyle reddedildiği belirtildiğinden dairemizin 09/03/2023 tarihli ara kararı ile iki kişilik kontenjan kapsamında kaç başvuru yapıldığı ve başvuran kişilerden kaç tanesine öğrenim kıdemi verildiği sorulmuş olup, davalı idarece ara karar cevabı olarak dosyaya sunulan belgelerden (6) kişinin başvuruda bulunduğu ve hiç kimseye öğrenim kıdemi verilmediği görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar davacı 6. sırada yer almakta ise de,  davalı idarece belirlenen iki kişilik kontenjanın boş olduğu dikkate alındığında, davacının başvurusunun kontenjana giremediği gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi kabulden hareketle verilen istinafa konu idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah3.İd.Dava D.2022/2947 E-2023/2004 K)

Hakkında istihbari bilgi bulunan personele yüksek lisans öğrenimi kıdemi verilmesi

* Davacı hakkında; ” eski kocası D.Y  hakkında 15 temmuz 2016 tarihinde Fetö/Pdy tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında Fetö/Pdy hakkında adli işlem yapıldığı” şeklinde istihbari bilgiler bulunduğu tespit edildiğinden nitelik belgesinin olumsuz olarak düzenlendiği görülmüş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen mevzuat gereği herhangi bir adli ve idari soruşturma başlatılmadığı ve bu istihbari bilgilere dayanılarak davacı hakkında herhangi bir işlem tesis edilmediği de anlaşılmaktadır.Bu durumda, kendi nam ve hesabına … Bilim dalında tezsiz yüksek lisans programından mezun olan ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde sayılı şartlardan herhangi birini sağlamadığı davalı idarece ortaya konulamayan davacının, mezuniyet durumu dikkate alınarak 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 36/d maddesi uyarınca tarafına kıdem verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemlerde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.nin 2023/1816-3239 E- K sayılı kararı ile onanan Ankara 3.İd.Mah.nin 2022/929-2926 E-K sayılı kararı)

* Davalı idare tarafından Mahkememize sunulan savunma dilekçesinde; davacının sözleşmeli subay olarak görev yapmakta iken 2013 yılında katıldığı müvazzaflığa geçiş sınavının şüpheli mahiyette değerlendirilmesi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığından dava konusu işlemin yukarıda hükmüne yer verilen Kanun maddesinin “Açığa alınmayı gerektiren ya da yukarıdaki bentlerde sayılan suçlardan gözetim altına alınanlar, tutuklananlar veya kamu davası açılanlar, haklarındaki yargılama neticesine göre işleme tâbi tutulurlar.” hükmü uyarınca tesis edildiği belirtilmektedir. Uyuşmazlıkta, Mahkememizce UYAP entegrasyon ekranları üzerinden yapılan araştırmada davacı hakkında yürütülmekte olan herhangi bir soruşturma kaydına rastlanmadığı gibi Mahkememizin 09.03.2023 tarihli ara kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından davacı hakkında yürütülen herhangi bir soruşturma bulunup bulunmadığının sorulması üzerine 16.03.2023 tarihinde Mahkememiz kaydına giren cevapta, davacı hakkında herhangi bir soruşturma ve ihbar kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmektedir. Bu durumda, davalı idare tarafından savunma dilekçesinde belirtilenin aksine davacı hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığı görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.(Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.nin 2023/2224-3458 E- K sayılı kararı ile onanan Ankara 18.İd.Mah.nin 2022/533 E-2023/851 Ksayılı kararı)

 

 

Lisansüstü öğrenim nitelik belgesi müspet olan ve öğrenim kıdemi için gerekli olan diğer şartları da taşıyan davacıya öğrenim kıdemi verilmesi gerekir. Aksi yönde tesis edilen hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu parasal haklarının idareye başvuru tarihi itibariyle ödenmesi gerekir.

… Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi yüksek lisans öğrenimini tamamlayarak diplomasını aldığı,  sicil notu ortalamasının sicil tam notunun %90 altında olmadığına dair ihtilaf bulunmadığı, davacının herhangi bir adli veya idari cezasının bulunmadığı, savunma dilekçesinde davacı hakkında düzenlenen lisansüstü öğrenim nitelik belgesinin “UYGUN DEĞİLDİR” şeklinde düzenlendiği belirtilmiş ise de, Mahkememizin 03/05/2023 tarihli ara kararı ile davacı hakkında düzenlenen “lisansüstü öğrenim kıdemi nitelik belgesinin” onaylı bir örneğinin ve nitelik belgesinin sıralı sicil üstlerince olumsuz değerlendirmeye dayanak teşkil eden somut bilgi ve belgelerinin sunulmasının istenildiği, sunulan belgelerden, davacı hakkında menfi kanaat notu bulunmasına rağmen davacının sıralı sicil üstlerince “lisansüstü öğrenim nitelik belgesinin”  “UYGUNDUR” şeklinde düzenlendiği görülmektedir.         Bu durumda; … Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi yüksek lisans öğrenimini tamamlayarak öğrenim kıdemi verilmesi istemiyle başvuru yapan davacının, hakkında düzenlenen lisansüstü öğrenim nitelik belgesinin müspet olmadığı gerekçesiyle başvurusu reddedilmiş ise de, dosyaya sunulan belgelerden davacı hakkında düzenlenen lisansüstü öğrenim nitelik belgesinin müspet olduğu ve davacının öğrenim kıdemi için gerekli olan diğer şartları taşıdığı anlaşıldığından, öğrenim kıdemi verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.     Diğer taraftan; davalı idarece sunulan 17/05/2023 tarihli dilekçe ile davacıya öğrenim (yüksek lisans) kıdemi verilerek 22/09/2022 tarihi itibari ile albay rütbesine terfi ettirildiği belirtilmiş ise de, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması karşısında; yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu parasal haklarının idareye başvuru tarihi olan 19/10/2021 tarihinden itibaren itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının ise 19/10/2021 tarihinden itibaren davacıya iade edilmesi gerekmektedir. (Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.nin 2023/2404-3238 E- K sayılı kararı ile onanan Ankara 15. İd.Mah.nin 2022/1089 E-2023/1355 K sayılı kararı)

 

Kıdem alınan yüksek lisans programına dayalı olmayan doktora öğrenimi nedeni ile kıdem verilmemesi hukuka uyarlıdır.

* Davacının Subay Sicil Yönetmeliğinin 116. maddesinin 4. bendi kapsamında olması nedeniyle ancak kıdem almış olduğu yüksek lisansa dayalı olarak doktora yapmış olması halinde doktora kıdemi alabileceğinin sabit olduğu, davacının yapmış olduğu doktora programının daha önceden tamamladığı yüksek lisans programının devamı niteliğinde olmadığı, yapmış olduğu yüksek lisans öğrenimi için de kıdem aldığı anlaşıldığından, kıdem aldığı yüksek lisans programına dayalı olmayan doktora öğrenimi nedeni ile kıdem verilmesi istemi ile yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.(Ankara Blg.İd.Mah.3.İd.Dava D.nin 2023/971-2781 E- K sayılı kararı ile onanan Ankara 23. İd.Mah.nin 2022/1352-2650 E-K sayılı kararı)

ASKERİ İDARE HUKUKUNDA SİCİL TERFİ VE KIDEM BAŞLIĞI ALTINA

Herhangi bir somut bilgi-belge bulunmadığı, devam eden herhangi bir adli soruşturma veya kovuşturmanın olmadığı, önceki sicil safahatı da dikkate alındığında normal çalışmalarının karşılığında düşük sicil notu verilmesi ve nedenleri somut olarak ortaya konulmadan olumsuz kanaatler belirtilmesi hukuka aykırıdır.  

* Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıya ait sicil özet formunda birinci ve ikinci sicil amirleri tarafından verilen notların sırası ile 2009 yılında 100-100, 2010 yılında 100-98,78, 2011 yılında 100-99,39, 2012 yılında 100-100, 2013 yılında 100-100, 2014 yılında 100-100, 2015 yılında 100-98,55-99,44 (üçüncü sicil amiri), 2016 yılında 99,52-99,52, 2017 yılında 81,22-85,39 (Van 1. İdare Mahkemesince iptaline karar verilmiş), 2018 yılında 83,73-83,73 (Van 1. İdare Mahkemesince iptaline karar verilmiş), dava konusu edilen 2019 yılında ise; 87,33-87,33 puan takdir edildiği, davacıya ait 2019 yılı sicil belgesi incelendiğinde, “Ortak Nitelikler” kısmında 1. Sicil üstü tarafından, “İHAS pilotu olarak ilgi alanındaki konularda sorunları ortaya koyma ve çözme yönünde gayretlidir. İcra ettiği görevlerde yeniliklere açık ve gelişmeleri takip eder. Bu yönüyle sistemin gelişimine katkı sağlar.” şeklinde görüş bildirildiği, “Görev Alanı Nitelikleri” kısmında 1. Sicil üstü tarafından, “Halihazırda yürütmekte olduğu … görevine yönelik bilgi ve yeterlilik konusunda güven telkin eder. Görevi ile ilgili yazılı mevzuata hakimdir.”, “… olarak görevi ile ilgili dokümanlara yönelik bilgi birikimi iyi seviyededir ve sistemin geliştirilmesine yönelik birliğimiz tarafından yapılan tekliflerin hazırlanmasında aktif rol alır.” görüş ve kanaatlerine yer verildiği, “Serbest Kanaat” kısmında ise; 1. Sicil üstü tarafından, “Genel olarak inisiyatif kullanmaktan kaçınır” şeklinde  ‘olumsuz kanaate’ yer verildiği görülmektedir. Buna göre, dava dosyasında, davacı hakkında, sicil üstleri tarafından düzenlenen 2019 yılı sicil belgesinde yer verilen “Genel olarak inisiyatif kullanmaktan kaçınır” şeklindeki olumsuz kanaate ilişkin olarak, herhangi bir somut bilgi-belge bulunmadığı, sicil notu takdir edildiği 02.05.2019 tarihinde davacı hakkında devam eden herhangi bir adli soruşturma veya kovuşturmanın olmadığı, davacının önceki sicil safahatı da dikkate alındığında normal çalışmalarının karşılığında düşük sicil notu verilmesinin ve olumsuz kanaatler belirtilmesinin nedenlerinin somut olarak ortaya konulmadığı anlaşıldığından, takdir edilen 2019 yılı sicil notlarının ve olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. (Gaziantep Blg.İd.Mah.8.İd.Dava D.2023/773 E-2024/56 K sayılı kararı ile onanan Şanlıurfa 2.İd.Mah.nin 2021/1446 E-2022/908 K sayılı kararı)

Genel sicil alma eğilimi ile mukayese edildiğinde ani ve açık bir düşüş meydana geldiği, genel sicil safahatı ile uyumlu olmadığı, 2017 sicil dönemi içerisinde; kesinleşen bir disiplin cezasının olmadığı gibi herhangi bir ceza soruşturması, ikaz, şikayet vs. kaydının da bulunmadığı, 2017 sicil notunun ve olumsuz kanaatlerin belirlenmesine sebep olan olay ve nedenler ile hangi tutum ve davranışlarının böyle bir değerlendirmeye yol açtığı hususlarının somut ve açık bir şekilde davalı idarece ortaya konulamadığı görülmekte bu kapsamda, davacı hakkında verilen 2017 yılına ilişkin sicil notları ile bu yıla ait olumsuz kanaat belirlemesine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

* Uyuşmazlıkta; davacının sicil safahatına bakıldığında, 2008 yılında 98,78, 2009 yılında 100, 2010 yılında 100, 2011 yılında 98,48, 2012 yılında 100, 2013 yılında 100 ve 2014 yılında ise 99,18 alarak sicil not ortalamalarının üstün başarılı seviyelerde gerçekleştiği,  davacının herhangi bir disiplin cezası ve ikazının olmadığı, takdirname ile başarı belgesinin olduğu, dava konusu 2017 yılında 1. sicil amiri tarafından 91,71 sicil notu verildiği ve hakkında “02.10.2016 tarihinde icra edilen tugay sosyal faaliyetine katılmadığı, göreve yönelik fedakarlık ve sahiplenme duygusu beklenen seviyede olmadığı, tertip ve düzen konusunda zaman zaman zafiyet gösterdiği, 16.11.2016 tarihinde KORNET-E eğitiminde saçının uzun olduğu, takip ve kontrol becerisinin geliştirilmesi gerektiği, bilgiye dayanmaya aşırı bir güven içinde olduğu, hak ve adalet prensiplerine uyarlığı vasat olduğu” şeklinde olumsuz kanaatlerde bulunduğu, 2. sicil amiri tarafından 97,21 sicil notu verdiği ve hakkında “disiplini üst seviyede olduğu, TSK mesleki değerlerini özümsediği, inisiyatif kullanmayı bildiği, genel kültür ve sosyal ilişkileri çok iyi seviyede olduğu, ast ve üstlerine karşı daima dengeli ve tutarlı davranışlar sergilediği, görev ve sorumluluklarını çok iyi bildiği ve uyguladığı, yönlendirme ve takip edilmesine gerek olmadan görevini en iyi şekilde yerine getirdiği, mesleki bilgisi iyi seviyede olduğu” şeklinde olumlu kanaatlerde bulunduğu,  Mahkememizin 08.02.2022 tarihli ara kararıyla, dava konusu 2017 yılı sicil dönemi için verilen sicil notu ve olumsuz kanaatlerini haklı gösterir disiplin cezası, uyarı, ikaz gibi somut bilgi ve belgenin olup olmadığının sorulmasına karşın, davalı idarece dava konusu sicil notunu ve olumsuz kanaatlerini haklı kılacak somut bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulamadığı görülmektedir. Sicil raporlarında değerlendirmeye etki eden hususların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı oluşu ve zaman içinde değişkenlik arzedebilecek özellikler taşıması nedeniyle başarı düzeyinin de yıllar itibariyle farklılık gösterebileceği mümkün olmakla birlikte, davacının sicil notunun genel sicil alma eğilimi ile mukayese edildiğinde ani ve açık bir düşüş meydana geldiği, genel sicil safahatı ile uyumlu olmadığı, 2017 sicil dönemi içerisinde; kesinleşen bir disiplin cezasının olmadığı gibi herhangi bir ceza soruşturması, ikaz, şikayet vs. kaydının da bulunmadığı, 2017 sicil notunun ve olumsuz kanaatlerin belirlenmesine sebep olan olay ve nedenler ile hangi tutum ve davranışlarının böyle bir değerlendirmeye yol açtığı hususlarının somut ve açık bir şekilde davalı idarece ortaya konulamadığı görülmekte olup, bu kapsamda, davacı hakkında verilen 2017 yılına ilişkin sicil notları ile bu yıla ait olumsuz kanaat belirlemesine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. (Gaziantep Blg.İd.Mah.8.İd.Dava D.2023/779 E-2024/49 K sayılı kararı ile onanan Siirt İd.Mah.nin 2021/971 E-2022/289 K sayılı kararı)

* Davacıya 2020 yılı sicil notunun 85 puan (Başarılı) olarak belirlendiği ancak verilen sicil notuna gerekçe olarak davalı idarece somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmaması, davacının sicil döneminde almış olduğu 1 adet takdirname bulunması, sicil döneminde davacı hakkında yürütülen adli ve idari bir soruşturma, disiplin cezası ve olumsuz kanaatin bulunmaması, öte yandan 2020 yılı Astsubay Sicil Belgesinin “Bölüm VIII: Sicil Üstlerinin Değerlendirmesi” bölümünde yer alan ”Ayırt Edici Nitelikler” kısmının doldurulmayarak boş bırakılmış olması, sicil raporunda olumsuz bir işaretleme bulunmadığı gibi, ”Bölüm X: Sicil Üstleri Gerekçe ve Kanaatleri” bölümünde de sicil üstlerince olumsuz herhangi bir gerekçe veya kanaat belirtilmediği hususları dikkate alındığında, dava konusu sicil notunun subjektif değerlendirmeye dayalı olduğu ve davacının durumu ile uyumlu olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Erzurum Blg.İd.Mah.5.İd.Dava D.2022/1917 E-2024/38 K sayılı kararı ile onanan Erzincan İd.Mah.nin 2021/549-1578 E-K sayılı kararı)

* Sicil raporlarında değerlendirmeye etki eden hususların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı oluşu ve zaman içinde değişkenlik arzedebilecek özellikler taşıması nedeniyle başarı düzeyinin de yıllar itibariyle farklılık gösterebileceği mümkün olmakla birlikte, davacının sicil notunun genel sicil alma eğilimi ile mukayese edildiğinde ani ve açık bir düşüş meydana geldiği, genel sicil safahatı ile uyumlu olmadığı, 2015 sicil dönemi içerisinde; kesinleşen bir disiplin cezasının olmadığı gibi herhangi bir ceza soruşturması, ikaz, şikayet vs. kaydının da bulunmadığı, 2015 sicil notunun 86,71 olarak belirlenmesine sebep olan olay ve nedenler ile hangi tutum ve davranışlarının böyle bir değerlendirmeye yol açtığı hususlarının somut ve açık bir şekilde davalı idarece ortaya konulamadığı görülmekte olup, bu kapsamda, davacının, 2015 yılı sicil notunun 86,71 olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. (Gaziantep Blg.İd.Mah.8.İd.Dava D.2023/1132 E-2024/295 K sayılı kararı ile onanan Siirt İd.Mah.nin 2021/973 E-2022/287 K sayılı kararı)

* Davacının sicil notunun genel sicil alma eğilimi ile mukayese edildiğinde ani ve açık bir düşüş meydana geldiği, genel sicil safahatı ile uyumlu olmadığı, 2016 sicil dönemi içerisinde; kesinleşen bir disiplin cezasının olmadığı gibi herhangi bir ceza soruşturması, ikaz, şikayet vs. kaydının da bulunmadığı, 2016 sicil notunun 89,56 olarak belirlenmesine sebep olan olay ve nedenler ile hangi tutum ve davranışlarının böyle bir değerlendirmeye yol açtığı hususlarının somut ve açık bir şekilde davalı idarece ortaya konulamadığı görülmekte olup, bu kapsamda, davacının, 2016 yılı sicil notunun 89,56 olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. (Gaziantep Blg.İd.Mah.8.İd.Dava D.2023/782 E-2024/58 K sayılı kararı ile onanan Siirt İd.Mah.nin 2021/972 E-2022/288 K sayılı kararı)

Öğrenciliğe iade edilmesine ilişkin mahkeme kararının doğal sonucu olarak kişinin  derece kademesi ile sicili de emsalleri ile eşitlenmelidir.

* Davacının Mahkemenin iptal kararı üzerine öğrenciliğe iadesi yapılmış ise de, emsallerine göre göreve geç atandığı ve bu nedenle de bazı kayıpları olduğu ihtilafsız olan davacı bakımından hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iptal edilen işlemin tüm sonuçlarıyla birlikte, hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırılması gerektiği dikkate alındığında; “nasbının emsallerinin nasıp tarihi olan 12/10/2020 tarihine, derece ve kademesinin emsallerinin derece ve kademesi olan 5/2’sine götürülmesi, sicilinin 2020- şeklinde düzeltilmesi” istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. (Ankara Blg.İd.Mah.4.İd.Dava D.2023/3501 E-2024/455 K sayılı kararı ile onanan Ankara 17 İd.Mah.nin 2023/135-1831 K sayılı kararı)