Hukuka Aykırı Her İdari İşlem Manevi Tazminat Hakkı Doğurmaz
Doktrinde ve içtihatlarda kabul edildiği üzere genel olarak manevî tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşam ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekmektedir. Bir idarî işlem nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunun doğabilmesi için o işlemin tesisinde idarenin ağır ve bariz biçimde kusurlu olması, hukuka aykırılığın belirgin bir sakatlık biçiminde ortaya çıkması gerekmektedir. Yargısal içtihatlara göre, bir idari işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması tek başına hizmet kusurunun varlığını kabule yetmemektedir. İdarenin her işleminin manevi tazminat gerektireceğini kabul etmek mümkün olmadığı gibi, ilgilileri haksız şekilde rencide etmek kastı ile işlem tesis edilmediği hallerde manevi zararın doğduğunu kabul etmek de mümkün bulunmamaktadır. Olayda, davalı idarece davacı hakkında yapılan tespitler üzerine anılan disiplin cezası verilmesinde davalı idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek bir hizmet kusuru işlendiğinden bahsedilemeyeceğinden, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekmektedir. (Ankara Blg.İd.Mah.2.İd.Dava D.2020/2432 E-2021/794 K)
