YOKLAMA KAÇAĞI/BAKAYA SUÇLARI

7179 sayılı Askeralma Kanununun yürürlüğe girdiği 26.6.2019 tarihine kadar askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin esaslar 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanununda düzenlenmişti.

Her iki Kanunun da bazı alanlarda eksikliklerinin tespit edilmesi üzerine, çağın gereklerine uygun, eşit hizmet süresi öngören, eğitimli insan gücü kaynağının etkin ve verimli kullanılmasını hedefleyen, uzmanlaşmayı esas alarak zorunlu askerlik hizmetine tabi yükümlülerden azami derecede istifade etmeye uygun, ülkenin ve Türk Silahlı kuvvetlerinin ihtiyacını karşılayacak nitelikteki 7179 sayılı Askeralma Kanunu hazırlanmış ve söz konusu Kanun 26.06.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

7179 sayılı Kanun, askerlik yükümlülüğünün esaslarını, bu yükümlülüğün yerine getirilmesine ilişkin usuli düzenlemeleri ihtiva etmektedir. Kanunda, yoklama kaçağı ve bakaya kalma eylemlerinin ilk kez yapılması halinde bunların idari para cezası gerektiren eylemler olduğu hüküm altına alınmış, idari para cezasının uygulanmasından sonra söz konusu eylemlerin yapılmaya devam edilmesi halinde ise öncesinde olduğu gibi Askeri Ceza Kanununun 63’üncü maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı kalmak ve bakaya kalmak suçlarının oluşması benimsenmiştir.

  1. YOKLAMA KAÇAĞI VE BAKAYA NEDENİYLE İDARİ PARA CEZASI

          Yoklama kavramı 7179 sayılı Kanunun 3.maddesinde  “yükümlülerin sağlık muayenelerinin yapılarak askerliğe elverişli olup olmadıkları, öğrenim durumları, meslekleri ve niteliklerinin tespiti”, yoklama kaçağı kavramı ise yine aynı maddede “Tabi olduğu yoklama yılı içerisinde yoklamasını yaptırmamak” şeklinde tanımlanmıştır. Bu eylemi ilk kez gerçekleştirenlere idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.

          Bakaya kavramı ise 7179 sayılı Kanunun 3.maddesinde  “Sevke tabi olduğu hâlde sevkini yaptırmama ile sevk edildiği birliğe katılmama” şeklinde tanımlanmıştır.

Yoklama kaçağı veya bakaya kalanlar  kaçak kaldıkları gün süresi kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bunlardan kendiliğinden gelenler her gün karşılığı 5 Türk lirası, yakalananlar ise her gün karşılığı 10 Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır. İdari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.

Yapılan muayenelerinde askerliğe elverişli olmadıkları anlaşılanlar, askerlikten muafiyet hakkı olanlar ile bu Kanunda belirtilen nedenlerle erteleme hakkı olduğu hâlde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara erteleme sürelerine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmaz.

İdari para cezası vermeye yetkili makam; askerlik şubesine bizzat müracaat eden yükümlüler için müracaat ettiği, kolluk kuvvetleri tarafından getirilen yükümlüler için ise getirildiği askerlik şubesi başkanı; bunun dışındaki durumlar için ise nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanıdır. Yükümlünün bizzat müracaat ettiği veya getirildiği askerlik şubesi başkanınca uygulanan idari para cezası derhâl yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanlığına bildirilir.

                                                                                                  

  1. YOKLAMA KAÇAĞI SUÇU

1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63. maddesinde,  barışta, 7179 sayılı Askeralma Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın yoklama kaçaklarından birlikte yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden itibaren yoklamasını yaptırmayanların cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Görüleceği üzere Askeri Ceza Kanununun 63’üncü maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için failin müsnet suçu barışta ilk kez işlemesi, sonrasında usulüne uygun şekilde idari para cezası ile cezalandırılıp cezanın kesinleşmesi gerekmektedir. Suçun oluşumu bakımından idari para cezasının hangi bentteki kabahatten (yoklama kaçağı, saklı, bakaya) dolayı verildiğinin bir önemi olmadığı gibi, failin sonra işlediği eyleminin de işlenen kabahat eyleminden farklı bir eylem olması mümkündür.          İdari para cezasından sonra işlenen suçların başlangıç tarihi idari para cezasının kesinleşme tarihi olarak kabul edilmektedir.

Yoklama kaçağı suçunu işledikleri tespit edilenlerin askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Yoklama kaçağı suç tarihlerinin belirlenmesi

* Somut olayda sanık … yapılan yargılamasında mahkemesince 24/11/2014-28/10/2015 tarihleri arasında yoklama kaçağı kalıp yakalandığı kabul edilerek sanık hakkında “dört aydan sonra bir yıl içinde yakalananlar dört aydan bir yıla kadar” hükmü uyarınca ceza tayin edilmiş ise de dosya kapsamında sanık hakkında düzenlenen idari para cezası kararının 16/06/2015 tarihinde düzenlenerek 01/07/2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın 28/10/2015 tarihinde yakalandığı bu itibarla sanığın 01/07/2015 tarihinde itibaren 28/10/2015 tarihine kadar 3 ay 27 gün yoklama kaçağı kaldığı, sanığın eyleminin “dört ay içinde yakalananlar iki aydan altı aya kadar” hükmü kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. (İstanbul Blg.Ad.Mah.14.Ceza Dava D.2020/4470 E-2021/2726 K)

İdari para cezasında başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin belirtilmesi gerekir.

* Somut olayda sanık hakkında … Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 24.07.2013  tarihli ve 6516 Esas sayılı kararı ile verilen idarî yaptırım kararında ve bu kararın sanığa tebliğ edilmesine ilişkin tebligat belgesinde karara karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (5326 sayılı Kanun) hükümleri doğrultusunda başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin belirtilmediği, 5326 sayılı Kanun’un “Kararların Tebliği” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, “idari yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.” şeklindeki düzenleme de nazara alındığında, sanık hakkındaki idari yaptırım kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği dolayısıyla suç tarihinden önce sanık hakkında kesinleşmiş bir idari yaptırım kararı bulunmadığı

anlaşıldığından unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.(Yrg.7.C.D.2021/15942 E-2023/2419 K)

* 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun “kararların tebliği” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da “İdari yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.”  hükmü yer almaktadır. Somut olayda ise, her ne kadar sanık hakkında … İlçe İdare Kurulu’nun 14/05/2019 tarihli, 1562 esas ve 108 sayılı kararıyla  idari para cezası verilmiş ise de, gerek karar metninde gerekse kararın tebliğine dair mazbatada karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir biçimde gösterilmediği; buna göre sanık hakkında usule uygun şekilde kesinlemiş bir idari yaptırım kararının bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı yoklama kaçağı suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK’nin 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar  verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmiş olması hukuka aykırı görülmüştür. (Ankara Blg.Ad.Mah.23.Ceza Dava D.2021/2452 E-2022/2948 K)

Sanık hakkında uygulanması talep edilen 1632 sayılı yasanın 63. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçu barışta ilk kez işleyenlerin fiillerinin idari para cezasına dönüştürüldüğü, dolayısıyla maddede düzenlenen suçun varlığı için failin müsnet suçu barışta ilk kez işlemesi, sonrasında usule uygun şekilde idari para cezası ile cezalandırılıp cezanın kesinleşmesi ve buna rağmen aynı fiili tekrarlaması gerekmektedir. 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun “kararların tebliği” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da “İdari yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.”  hükmü yer almaktadır. Somut olayda ise, her ne kadar sanık hakkında Mihalıççık İlçe İdare Kurulu’nun 18/07/2018 tarihli, 931 esas ve 68 sayılı kararıyla  idari para cezası verilmiş ise de,  kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve sanığın karardan haberdar olmadığı, buna göre sanık hakkında usule uygun şekilde kesinlemiş bir idari yaptırım kararının bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı yoklama kaçağı suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK’nin 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar  verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmiş olması hukuka aykırıdır. (Ankara Blg.Ad.Mah.23.Ceza Dava D.2022/1377-3728)

*  1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63/1. maddesinde yazılı suçun oluşabilmesi için, daha önce hakkında 1111 sayılı Askerlik Kanununun 89. maddesi uyarınca idari para cezasına karar verilmesi, verilen bu idari para cezası kesinleştikten sonra, kabul edilecek bir özrü olmadan yoklama yaptırılmaması veya bakaya kalınması gerektiği, dolayısıyla idari yaptırım kararının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediğinin öncelikle değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Somut olayda, sanık hakkında önceden verilen idari yaptırım kararının Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince doğrudan mernis adresine yapıldığı, yapılan bu tebligatın yukarıda anlatılan tebligat usulüne uygun olmadığı, sanık kovuşturma aşamasında 20.09.2018 tarihinde alınan savunmasında idari para cezasına ilişkin tebligatı almadığını bildirdiği gibi, tebligat muhatabı sanığın, Tebligat Kanununun 32. maddesine göre usulsüz tebliğe muttali olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyada bulunmadığı, usulüne uygun olmayan bu tebligat nedeniyle sanık hakkında kesinleşmiş idari yaptırım kararından söz edilemeyeceği, bu durumda atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, dolayısıyla atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır. (Adana Blg.Ad.Mah.11.Ceza Dava D.2022/1507-1806 E-K)

Erteleme hakkı olduğu hâlde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara erteleme sürelerine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmaz.

* Sanığın bağlı bulunduğu … Askeri şubesi başkanlığından gelen 28/05/2020 tarihli yazıda, daha önce Cumhuriyet Başsavcılığının yoklama kaçağı suçundan 1632 sayılı Askeri ceza kanunun 63. Maddesi gereğince işlem yapılmasına dair yazıların ilgi tutularak, söz konusu yazılarla ilgili olarak sanığın yasal erteleme hakkı bulunduğu tespit edildiğinden ilgi yazıyla gönderilen suç dosyalarına işlem yapılmaması gerektiğini bildirildiği, bu yazıya göre sanığın askerliğini erteleme hakkı bulunduğu, 7179 sayılı Askeralma kanununun 24/2 maddesinde ki “… İle bu kanunda belirtilen nedenlerle erteleme hakkı olduğu halde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara erteleme süresine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmaz”  düzenleme gözetildiğinde yoklama kaçağı kalmak suçundan verilen idari para cezalarının iptal edilmesi gerektiği, dolayısıyla sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan verilen hukuka uygun idari para cezası bulunmadığından 1632 sayılı yasanın 63/1 maddesinde düzenlenen suçun unsurların oluşmadığı  anlaşılmıştır. (İstanbul Blg.Ad.Mah.15.Ceza Dava D.2022/1907-4821 E-K)

Yoklama kaçağı kalınan tarihlerde askerliğe elverişli olunmaması halinde suç oluşmaz.

*  Sanığın suç tarihlerinden çok önce 28/03/2008 tarihinde Ankara Asker Hastanesinde yapılan muayenesi sonrasında hakkında aynı Hastanenin 28/03/2008 gün ve 1653 sayılı sağlık kurulu raporuyla hakkında “obezite” tanısıyla 1 yıl sevk geciktirmesi kararı verildiği görülmektedir. Daha sonra, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinin 29/08/2018 gün ve 927 sayılı raporuyla, “Obezite” tanısı  konularak “E66 Barışta ve savaşta sürekli askerliğe elverişli değildir”  kararı verilmiş, bu rapor Milli Savunma Bakanlığınca onaylanmış ve yine  aynı  Hastanenin 26/09/2019 gün ve 2.575 sayılı  raporuyla askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini  kapsayıp kapsamadığı yönünde tıbbi kanaat bildirilemeyeceği yönünde ek rapor düzenlenmiştir.  Her ne kadar süreç içerisinde bu tanının suç tarihlerinde ortadan kalkmış olabileceği ihtimalinin bulunduğu  ileri sürülebilir ise de, suç tarihlerinden önce ve sonra sanık hakkında obezite tanısı konulması, suç tarihlerinde de aynı tanının mevcut olduğu ihtimalini daha çok kuvvetlendirmektedir. Bu hususta tıbbi kanaat bildirilemeyeceğine yönelik sağlık kurulu raporu da dikkate alındığında sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığı hususu şüpheli kalmaktadır. Ceza hukukunun “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi dikkate alındığında  her üç suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi  hukuka aykırıdır.(Ankara Blg.Ad.Mah.9.Ceza Dava D.2021/872-3879 E-K)

* Yükümlülerin askerlik hizmetini ifa etmesine mani bir hastalık ve arızasının bulunması halinde bu kişiler askerliğe elverişsiz olarak kabul edileceklerinden 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63. maddesinde düzenlenen suçların faili olamayacakları açıktır. (Ankara Blg.Ad.Mah.9.Ceza Dava D.2021/256-623 E-K)

* İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık kurulunun … tarihli ve …sayılı raporu ile sanığın askerliğe elverişsiz olduğuna karar verilmesi ve 27/12/2019 tarihli ek sağlık kurulu raporu ile ise sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsadığına karar verilmesi karşısında sanığa yüklenen suçun işlenemez suç niteliğini kazandığı ve sanığa yüklenen fiilin  kanunda tanımlanan suç tipine uymadığı sonucuna varılarak … 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın mahkumiyetine ilişkin olarak verilen 19/06/2018 tarihli ve 2016/555 E., 2018/430 K. sayılı hükmün oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmıştır.(İzmir Blg.Ad.Mah.11.Ceza Dava D.2019/4415 E-2020/2936 K)

Yoklama kaçağı suçu yönünden mazeret sayılabilecek haller 7179 sayılı Askeralma Kanununun 23. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yoklama kaçağı kalınan her bir eylem müstakil bir suç teşkil eder, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz.

* 05/03/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 18/02/2021 tarihli ve 7281 sayılı Kanunun 2. maddesi ile bu fıkrada yer alan “kabul edilecek bir özrü olmadan,” ibaresinin “söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle yoklama kaçağı suçu yönünden mazeret sayılabilecek haller 7179 sayılı Askeralma Kanununun 23. maddesinde sınırlı olarak sayılan haller olarak kabul edilerek hakimin takdir yetkisi kaldırılmıştır. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1. maddesinde yazılı saklı, yoklama kaçağı, bakaya ve geç iltihak suretiyle bakaya suçlarının, aynı Kanun’un 66/1. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçları gibi mütemadi suç niteliğinde olduğu, bu suçlarda temadinin herhangi bir resmi makama başvurup katılmakla veya yakalanmakla sona erdiği, yoklama kaçağı suçunun mağdurunun aynı olduğu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Yakalama işleminin temadiyi kestiği, yakalanan ve kendisine 15 gün içerisinde en yakın askerlik şubesi başkanlığına başvurarak yoklama işlemlerini tamamlattırmaması durumunda 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca hakkında cezai işlem tesis edileceği tebliğ edilen sanığın, askerlik şubesine başvurmaması ve sonrasında tekrar yakalanması durumunda sanığın yenilenen suç kastıyla hareket ettiği, bu yüzden her bir yakalama tutanağı öncesinde geçen süre itibariyle müstakil bir suçun oluştuğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmelidir.

1-İdari para cezasının kesinleşmesi sonrasında askerlik şubesine başvuruda bulunmayan sanığın 11/05/2019 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanarak hakkında tutanak tutulduğu ve 15 gün içinde en yakın askerlik şubesine başvurması gerektiği tebliğ edilmesine karşın başvuruda bulunmadığı, böylelikle sanığın 06/03/2019-11/05/2019 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;

2-Yine askerlik şubesine 15 günlük süre içinde başvurmayan sanığın 27/05/2019 tarihinde yoklama kaçağı suçunu işlemeye başladığı (başvurunun son gününün tatil gününe denk gelmesi nedeniyle) ve ardından 13/10/2019 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanarak hakkında tutanak tutulduğu ve 15 gün içinde en yakın askerlik şubesine başvurması gerektiği tebliğ edilmesine karşın başvuruda bulunmadığı, böylelikle sanığın 27/05/2019-13/10/2019 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;

3-Yine askerlik şubesine 15 günlük süre içinde başvurmayan sanığın 28/10/2019 tarihinde yoklama kaçağı suçunu işlemeye başladığı ve ardından 05/05/2020 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanarak hakkında tutanak tutulduğu ve 15 gün içinde en yakın askerlik şubesine başvurması gerektiği tebliğ edilmesine karşın başvuruda bulunmadığı, böylelikle sanığın 28/10/2019 – 05/05/2020 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;

4-Yine askerlik şubesine 15 günlük süre içinde başvurmayan sanığın 20/05/2020 tarihinde yoklama kaçağı suçunu işlemeye başladığı ve ardından 25/11/2020 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanarak hakkında tutanak tutulduğu ve 15 gün içinde en yakın askerlik şubesine başvurması gerektiği tebliğ edilmesine karşın başvuruda bulunmadığı, böylelikle sanığın 20/05/2020 – 25/11/2020 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;

5-Yine askerlik şubesine 15 günlük süre içinde başvurmayan sanığın 10/12/2020 tarihinde yoklama kaçağı suçunu işlemeye başladığı ve ardından 22/08/2021 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanarak hakkında tutanak tutulduğu ve 15 gün içinde en yakın askerlik şubesine başvurması gerektiği tebliğ edilmesine karşın başvuruda bulunmadığı, böylelikle sanığın 10/12/2020 – 22/08/2021 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği; anlaşılmıştır.

Yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere sanık hakkında 5 ayrı yoklama kaçağı suçunu işlemiş olması nedeniyle; belirtilen tarih aralıkları ve sanığın ele geçirilme şekilleri itibariyle AsCK’nın 63. Maddesinde yer alan değişik fıkralar itibariyle sanık hakkında basit yargılama usulüne tabi olan eylemlerinin de olduğu ve farklı yargılama usullerine tabi suçlarla genel yargılama usulüne tabi suçlarının hepsinin yok hükmünde bulunan iddianame doğrultusunda bir arada ve tek suç olarak değerlendirilmesi, hukuka aykırı, sanığın istinaf başvurusu yerinde görülmekle, hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesi gereğince  bozulmasına karar verilmiştir. (İzmir Blg.Ad.Mah.24.Ceza Dava D.2022/1650-1639 E-K)

  1. BAKAYA SUÇU

Askeri Ceza Kanununun 63’üncü maddesinde düzenlenen bakaya kalmak suçu; barışta ilk kez işlediği saklı, yoklama kaçağı kalmak veya bakaya  eyleminden dolayı usule uygun şekilde idari para cezası ile cezalandırılıp cezanın kesinleşmesi ve buna rağmen bakaya kalınması ile oluşmaktadır.

Suçun oluşumu bakımından idari para cezasının hangi bentteki kabahatten (yoklama kaçağı, saklı, bakaya) dolayı verildiğinin bir önemi olmadığı gibi, failin sonra işlediği eyleminin de işlenen kabahat eyleminden farklı bir eylem olması mümkündür.       İdari para cezasından sonra işlenen suçların başlangıç tarihi idari para cezasının kesinleşme tarihi olarak kabul edilmektedir.

Yoklama kaçağı suçunu işledikleri tespit edilenlerin askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

    * Sanığın istinaf aşamasında madde bağımlısı olduğunu ve kendisinde kekemelik ve tavuk karası rahatsızlıklarının bulunduğunu belirtmesi karşısında sanıktan bu rahatsızlıklarına ilişkin varsa belgelerin alınması yoksa sanıktan açıklama yaptırılarak ilgili sağlık kuruluşlarına ilgili belgelerin getirtilmesi, bunun sonucunda ister belge temin edilsin isterse edilmesin ileri sürdüğü rahatsızlıklar dikkate alınarak sanığın sağlık raporu vermeye yetkili bir hastaneye sevk edilerek suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olup olmadığının belirlenmesi ve buna göre hukuki durumunun tespit edilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. (Ankara Blg.Ad.Mah.9.Ceza Dava D.2022/1598-3569 E-K)

İdari para cezasına ilişkin tebligatta başvurulabilecek kanun yol ve süresinin açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi halde geçerli bir tebligattan ve kesinleşmiş bir idari para cezasından bahsedilemeyeceği için yoklama kaçağı kalma suçu oluşmaz.

* 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan suçların oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerekmektedir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kararların Tebliği” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, “İdarî yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında 5326 sayılı Kanun’a göre başvurulacak kanun yolu ve süresinin açık bir şekilde belirtilmediği, tebliğ mazbatasında da idari para cezasına ilişkin izlenecek usul ile ilgili bir bildirimin bulunmadığının anlaşılması karşısında; idari yaptırım kararına ilişkin tebliğin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla geçerli bir tebligattan ve idari yaptırım kararının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği cihetle sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.(Yrg.7.Ceza D.2021/21000 E-2023/4048 K)

Tebligat usulsüz ise geçerli bir tebligattan ve kesinleşmiş bir idari para cezasından bahsedilemeyeceği için yoklama kaçağı kalma suçu oluşmaz.

* Sanık hakkında (mülga) 1111 sayılı Kanun uyarınca yoklama kaçağı olması nedeniyle düzenlenmiş olan …Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün, idarî para cezasını içeren 09.09.2014 tarihli ve … Esas, … Karar sayılı kararının sanığa 13.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, kararın 15 günlük itiraz süresinin olduğu ve 29.03.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın ise yoklama kaçağı olduğu gerekçesiyle 16.03.2016 tarihinde yakalandığı dolayısıyla sanık hakkında verilen idarî para cezası kesinleşmeden yoklama kaçağı kalmak suçunun oluşmayacağı kaldı ki sanığa idarî para cezasını içeren söz konusu kararın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkartıldığı ve bu adreste 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 13.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan idarî yaptırım kararının tebligatının usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının da bulunmaması sebepleriyle sanık hakkında kurulan hükümde (beraat) hukuka aykırılık görülmemiştir. (Yrg.7.Ceza D.2021/20006 E-2023/4045 K)

Bakaya suçundan dolayı soruşturma yapılabilmesi için bakaya eyleminden dolayı verilmiş idari para cezası bulunmalıdır. Daha önceki idari para cezası yoklama kaçağı kalmak eylemi nedeniyle verilmiş idari para cezası bakaya suçundan soruşturma yapılması için yeterli değildir.

Her ne kadar …. Askerlik Şubesi Başkanlığının 06/10/2020 tarih ve … sayılı yazısı ile suç ihbarında, sanığın bakaya kalma suçunu işlediği belirtilerek ihbarda bulunulmuş ise de, ihbar yazısı ekindeki belgelerin ve idari para cezasının yoklama kaçağı eylemine dair belgeler olduğunun anlaşılması sebebi ile, sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan mahallinde ayrıca her zaman işlem yapılabileceği mümkün görülmüştür. Ancak;Dosyada bulunan ve 7179 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereğince düzenlenip, sanığa tebliğ olunduğu ve itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılan 423.00 TL idari para cezasının yoklama kaçağı eylemine ilişkin olması ve 04/08/2020-10/08/2020 ve 31/08/2020-23/09/2020 tarihleri arasında iki ayrı kez bakaya kaldığı iddiası ile hakkında kamu davası açılan sanığa, bakaya kalma eylemi sebebi ile verilmiş idari para cezasına dair kararın dosyada bulunmadığının anlaşılması karşısında;  04/08/2020-08/08/2020 ve 31/08/2020-23/09/2020 tarihleri arasında bakaya kaldığı, sonrasında kendiliğinden askerlik şubesine müracaat ederek sevkini yaptırdığı belirtilen sanık hakkında, bakaya suçu yönünden usulüne uygun surette verilerek kesinleşen ve kovuşturma şartı niteliğinde olan idari para cezası kararı bulunup bulunmadığının araştırılarak neticesine göre sanığın yasal durumunun tayin ve taktiri gerektiğinin gözetilmediği gibi, bulunmaması halinde ise mahkemece kovuşturma şartının ne surette bulunduğunun kabul olunduğu karar yerinde ayrıntıları ile ve yöntemince tartışılmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının itirazları yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK’nın 280/1-e-f, 289/1-d-g maddeleri uyarınca  hükmün bozulmasına karar verilmiştir.(Bursa Blg.Ad.Mah.11.Ceza D.2022/3067 E-2023/3513 K)