Anayasal Bir Hak Olan Müracaat Ve Şikayet Hakkı İle İftira Suçu Arasında Hassas Bir Denge Bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarih ve 2014/9-501 Esas, 2016/213 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; İftira suçunun, failin suçsuz olduğunu bildiği bir kimse hakkında suçlamada bulunması halinde; hukuka aykırı olarak yapılan suç isnadı ile soruşturma başlatılma olanağı bulunduğu takdirde oluşacağı, soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesinin veya açılan davanın beraatla sonuçlanmasının suçun oluşumu açısından önem taşımadığı, ihbar veya şikâyetin, failin suçsuz olduğunu bildiği, başka deyişle suçsuzluğunda kuşku bulunmayan kimse aleyhinde yapılmış olması gerektiği, bu bakımdan, gerçekte işlenmiş bir suç mevcut bulunur da üzerinde kuşku ve iddianın yoğunlaşmış olması nedeniyle ihbar veya şikâyet edilen kişinin suçluluğu kanıtlanamazsa, suçlanan beraat etmiş olsa dahi iftira suçunun unsurlarının oluşmayacağı, yine içeriği kanıtlanamasa dahi, gerçekleştirilen ihbar ve şikâyetin bir anayasal hakkın kullanılması olarak değerlendirilebildiği hallerde, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığının söz konusu olacağı, Anayasanın 36. maddesinde “herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri de davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”, 40. Maddesinde ise “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkının bulunduğu” hüküm altına alındığı dikkate alınmalıdır. Dosya kapsamına göre; sanığın, BİMER aracılığı ile yaptığı başvuruda iddialarının maddi vakalara dayanması, katılan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararının da iftira suçunun işlendiğinin kesin kanıtı olamaması ve sanığın eyleminin, Anayasanın 74. maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu dikkate alındığında yasal unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13.Ceza Dava Dairesinin 2021/2433 E-2023/4 sayılı kararı)
* Sanığın katılana yönelik somut bir olgu ya da suç isnadının söz konusu olmadığı, dilekçe içeriğinde olayın vuku şeklinin anlatılarak araştırılmasının istendiğinin belirtildiği bu hali ile başvurusunun Anayasanın 74. maddesinde düzenlenen dilekçe ve şikayet hakkı kapsamında kaldığı ve TCK 267/1 maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla…” (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13.Ceza Dava Dairesinin 2022/725 E-2023/1222)
