TSK personelinin sosyal medya kullanması yasak mıdır? TSK personeli üniformalı olarak fotoğraf veya video paylaşabilir mi? Bu konuda son durum nedir? TSK personelinin sosyal medya kullanımına getirilebilecek kısıtlamalar nelerdir? TSK personelinin sosyal medya kullanımından kısıtlamaları ihlal etmesi halinde askeri suç veya disiplinsizlik oluşur mu? vb. sorular uygulamada sıklıkla yöneltilmektedir.
TSK Personelinin sosyal medya kullanımına askeri hizmetin doğası gereği kısıtlamalar getirilmektedir. Bilgi güvenliği, sabotajlara karşı koyulması gibi mülahazalarla TSK personelinin sosyal medya kullanımında uymaları gereken bazı kuralların belirlenmesi ve bu kurallar doğrultusunda günlük yaşamlarını şekillendirmelerinin emredilmesi hukuken mümkündür.
Sosyal medya üzerinden askeri üniforma ile fotoğraf/video paylaşmak/canlı yayın yapmak eylemleri öncesinde bu konuda tebliğ edilmiş emir varsa emre itaatsizlikte ısrar suçu teşkil etmekteydi. Dolayısıyla bu eylemleri yapanlar hakkında adli işlem yapılmaktaydı. Adli işlemin yanında disiplin cezası verilmesi de söz konusu olabiliyordu.
Bununla birlikte 12 Haziran 2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanunla 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunun hizmet yerini terk etmeme disiplin cezası gerektiren disiplinsizliklerin sayıldığı 19’uncu maddesine Askerî kimliğini, görev veya faaliyetlerini izinsiz açıklamak: disiplinsizliği eklenmiştir. Kanunda bu yeni disiplinsizlik “Eyleminin daha ağır bir disiplin suçunu oluşturma durumları hariç olmak üzere kendisinin veya başka bir askerî personelin, askerî kimliğini, görev veya faaliyetleri kapsamında askerî bilgi, belge, konum bilgisi veyahut bunlardan herhangi birini içeren resim, yazı, fotoğraf, ses kaydı, video gibi görsel ve işitsel materyalleri, Millî Savunma Bakanlığınca yetki verilen durumlar hariç, radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayınlamak veya açıklamaktır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu yeni düzenlemeden sonra, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin olarak kanunla öngörülen bir yaptırımın varlığından bahsedileceği için bu alanda hizmete ilişkin emirler vermek hukuken imkan dahilinde bulunmayacaktır. Kanunlarla, idari tasarruflarla yaptırım altına alınan eylemlerin yayımlanan emirler ile yasaklanarak emre itaatsizlikte ısrar suçunun konusu yapılamayacağı yerleşik bir içtihattı. Askeri mahkemelerin kapatılmasından sonra askeri suçların yargılamasını yapan adli yargı mercileri de bu içtihadı aynı şekilde tatbik etmektedirler. Nitekim belirtilen gerekçe doğrultusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesi 18.09.2024 tarihinde verdiği 2024/2294-2023 E-K sayılı ilamında tatbikat sırasında çektiği videoyu sosyal medyada paylaşan bir asker kişi hakkında beraat kararı verilmesine hükmetmiştir.
Özetle, sosyal medya kullanımına ilişkin yayımlanan emirler, tavsiye niteliğinde olmaktan öteye geçemeyecektir. Yalnızca sosyal medyada fotoğraf, video vb paylaşımlar nedeniyle adli işlem yapmak hukuken mümkün değildir.
BUNUNLA BİRLİKTE
Sosyal medyada yapılan paylaşım herhangi bir görsel içermemekle birlikte;
(1) TSK personeli arasında birlik ve beraberliği bozabilecek, hizmeti aksatabilecek sözler içeren paylaşımlar yapılması durumunda Askerî Ceza Kanununun 96’ncı maddesi çerçevesinde adli işlem ve uygunsuz davranışlarda bulunmak, hizmete engel davranışlarda bulunmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi;
(2) Doğrudan bir amir veya üste hakaret içeren paylaşımlar hakkında Askerî Ceza Kanununun 85’inci maddesi çerçevesinde adli işlem ve küfürlü konuşmak, hoşnutsuzluk yaratmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi;
(3) Paylaşımların astlık -üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici olması halinde Askerî Ceza Kanununun 95’inci maddesi çerçevesinde adli işlem ve uygunsuz davranışlarda bulunmak, hizmete engel davranışlarda bulunmak vb. disiplinsizliklerden disiplin hukuku işlemi yapılması yönündeki eski uygulamaların devam etmesinin de hukuken isabetli olduğunu ifade etmek gerekir.

TSK Personelinin Sosyal Medya Kullanımı
  • Gerek 926 sayılı Kanun’un 94. maddesinin (b) fıkrası gerekse Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile korunması amaçlanan değerin askerî disiplin olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki silahlı kuvvetler teşkilatının ülke menfaatleri için işlevini gerektiği şekilde yerine getirebilmesi bakımından askerî personel için getirilen disiplin kuralları büyük önem taşımaktadır. Yargılamaya konu, silahlı kuvvetler teşkilatının subay sınıfına yöneltilen söz konusu ifadelerin silahlı kuvvetler teşkilatını ve bu teşkilatta başvurucunun hiyerarşik amiri konumunda bulunan çalışanlarını küçültücü ve aşağılayıcı nitelikte bulunduğu açıktır. Bu bağlamda ifadelerin, bir silahlı kuvvetler mensubu olan başvurucudan sadır olduğu kabul edildiğinde, askerî disiplin üzerinde olumsuz tesir yaratacağı tartışmadan uzaktır. İlave olarak ifadelerin hangi koşullar altında ve hangi olaylar üzerine yazılıp yayımlandığı konusunda gerek bireysel başvuru formunda gerekse ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında başvurucu tarafından herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Kullanılan ifadelerin sayısı ve ağırlığı ile bu durum birlikte gözönünde alındığında ifadeler konusunda Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin temelsiz olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca askerî makamlara zarar verebilecek veya itibar kaybı oluşturabilecek söz konusu ifadeler, internet mecrasında yayımlanarak geniş kitlelere ulaştırılmıştır. Bu durumun sonucu olarak yayımlanan ifadelerin bir kısmının başvurucu ile aynı birlikte çalışan Astsubay H.Y. tarafından da paylaşıldığı görülmektedir. Söz konusu durum ifadelerin askerî disiplin üzerinde yaratabileceği olumsuz etkinin bir sonucudur ve söz konusu tesirin etki alanının ifadelerin kullanıldığı mecranın etkisi önemli ölçüde artabileceği de unutulmamalıdır. Tüm bunlara ek olarak başvuru hakkında tesis edilen ayırma işleminde yalnızca ifade özgürlüğü yönünden incelemeye konu edilen ifadelerin gözetilmediği başvurucun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihli iddianameye konu edilen eylemlerin de nazara alındığı açıktır. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında ve somut olayın koşullarında astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında uygulanan TSK’dan resen ayırma şeklindeki disiplin cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesinin gerekçeleri, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale için yeterli ve ilişkili sayılmalıdır. Verilen kararda, başvurucunun ifade özgürlüğü ile onun ödev ve sorumlulukları arasında adil bir denge kurulmuştur. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir. (Anayasa Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli ve 2015/288 başvuru numaralı bireysel başvuru kararı)