Askerî kantinlerde, askeri gazinolarda, orduevlerinde ve benzer yerlerde reyon sorumlusu, birim görevlisi vb. sıfatlarla görev yapan asker kişiler, kendilerine tevdi edilen vazifelerin icrası sırasında meydana getirebilecekleri kamu zararlardan cezai ve idari anlamda sorumlu olurlar. Söz konusu sorumluluk sebep olunan kamu zararının icrai veya ihmali davranışla olmasına göre iki farklı şekilde tezahür edebilir. Birinci hal, ilgili personelin icrai davranışları ile kamu zararına neden olmasıdır. Kamu görevlisinin kendisine tevdi olunan veya vazife dolayısıyla muhafaza, kontrol ve sorumluluğu altında bulunan paraları veya menkul malları kendisi ya da başkası lehine mal edinmesinin Askeri Ceza Kanunun 131/1’inci maddesinde düzenlenen zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir. Bu halde ilgili hakkında zimmet suçundan dolayı adli işlem ve disiplin amiri tarafından hizmete mahsus eşyaya zarar vermek disiplinsizliğinden dolayı 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu gereğince işlem yapılmalıdır.İkinci hal, kamu görevlisinin görevi kapsamında muhafaza, kontrol, bakım, takip ve kayıtların tutulmasında gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle kamu zararına neden olmasıdır. Bu durumlarda; eylemin Askeri Ceza Kanununun 144’üncü maddesi atfı ile T.C.K’nın 257’nci maddesinde düzenlenen ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçuna vücut vereceği kabul edilmektedir. Bu halde ilgili hakkında memuriyet görevini ihmal etmek suçundan dolayı adli işlem ve hizmete mahsus eşyaya zarar vermek disiplinsizliğinden dolayı 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu gereğince disiplin hukuku işlemi yapılmalıdır.Askerî kantinlerde, askeri gazinolarda, orduevlerinde ve benzer yerlerde yukarıda belirtildiği şekilde işlenen suçlar neticesinde ortaya çıkan kamu zararların ilgililerden tahsili de önemli ve uygulamada tereddütlerin yaşandığı bir alandır. Öncelikle belirtilmesi gereken husus askeri kantinlerin, askeri gazinoların ve orduevlerinin tüzel kişiliğe sahip olmadıklarıdır. Bunun sonucu olarak davalarda taraf olma ehliyetleri de yoktur. Askeri kantinlerde, askeri gazinolarda ve orduevlerinde görev yapan kişilerin eylemlerinden dolayı bir zararın ortaya çıkması halinde söz konusu zararlar 5018 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak hazırlanıp yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgililerden talep ve tahsil edilir. Zarar giderilmezse ilgiliye karşı gerekli hukuki mekanizmaların çalıştırılması için ilgili bilgi ve belgeler sıralı komutanlıklar vasıtasıyla Milli Savunma Bakanlığına gönderilmelidir.Askeri kantinler, askeri gazinolar ve orduevleri gerçek ve tüzel kişilerle özel hukuk kapsamında sözleşmelere taraf olsalar bile bu sözleşmelerden doğan davalarda bizzat Milli Savunma Bakanlığı tarafından ya da Bakanlığın görevlendirmesi üzerine Muhakemat Müdürlüklerince temsil edilirler.

- Sanığın Ekim 2010 tarihinden itibaren … Komutanlığı Kışla Kantini Orduevi Reyonunda reyon sorumlusu olarak görev yaptığı, 2011 yılı Şubat ve Mart ayları sonunda yapılan sayımlar neticesinde toplam 3.360,05 TL açık verdiğinin tespit edildiği, bu hususun sanığın görevinin gereklerine ihmal ve savsaklamada bulunarak riayet etmemesinden kaynaklandığı, böylece müsnet suçu (ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma) işlediği ve eylemiyle kantin zararına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.(As.Yrg.3.D.2015-26-55 E-K)
- Sanığın istikrarlı savunmalarında daha önce kantin işletmeciliği hususunda tecrübesi olmadığını, reyon işletmesi sırasında daha önce iki ayrı defa açık çıktığını, bu açıkları bir şekilde kapattığını, bu nedenle reyon işletmesi yapmak istemediğini komutanlarına ilettiğini, ayrıca açık çıktığı belirtilen ay içinde elden … başçavuşa ve başka rütbeli personel ve sivil memurlara elden para verdiğini, verdiği paraların kayıtlara geçmemiş olabileceğini ve çıkan açık miktarının neredeyse reyonun tüm mallarına karşılık geldiğini, kantini teslim ettiğinde herhangi bir sorun olmadığını (Dz. 128), görev yaptığı kantin şubesinin eski bir kapısının olduğunu, menteşesindeki vidanın çekince çıktığını beyan ettiği, sanığın savunmalarından ve tanık beyanından sanığın daha önceden veresiye satışlar yaptığı da anlaşılmaktadır. Askerî Mahkemece; öncelikle beyanlarına göre 11 ay kadar kantin reyon sorumlusu olarak görev yaptığını belirten sanığın beyan ettiği hususların doğru olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu doğrultuda; öncelikle sanıktan kantinin günlük satış hasılatını kime ne şekilde teslim ettiğinin, kantinde görev yaptığı dönemde herhangi bir hırsızlık olayının olup olmadığının sorularak sanığın beyanları doğrultusunda gerekirse tanık dinlenilmek suretiyle bu hususların aydınlatılmasının gerektiği, sanığın özellikle rütbeli personele ve sivil memurlara veresiye satış yapıp yapmadığının, yapmış ise daha sonradan bu alacaklarının tespit ve tahsil işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerektiği, sanığın kantini sorunsuz olarak devrettiğini beyan etmesi karşısında sanığa ait kantin açığının ne zaman ve ne şekilde tespit edildiği hususunun aydınlatılması maksadıyla kantin sayım heyetinin tanık olarak dinlenilmesinin gerektiği, tüm bu eksiklikler giderildikten sonra sanığın kantin reyon sorumlusu olarak görev yaptığı hesap dönemlerine ait aylık bilançoların getirtilerek yeniden dinlenecek bilirkişi marifetiyle sanığın, görevinin gereklerini yerine getirip getirmediğinin ve kantin zararının tam olarak ne kadar olduğunun tespiti gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.4.D.2013/786-778 E-K)
- Sanığın 2015 yılı genel atamaları ile …P.Tüm. … A.2’nci … Tb.Kh.ve Hiz.BI.K.lığı emrine atamasının yapıldığı ve akabinde yeni görevine başladığı, Kasım 2015 ayında yapılan kantin seçimlerinde Kantin Heyetine “… Alay Komutanlığı Depo Sorumlu Yardımcısı” olarak seçildiği, kantin heyetinde yönetmelik gereğince en az bir başkan, bir muhasip üye, bir kasa sorumlusu ve bir mübayaanın görevlendirilmesi gerektiği, Askeri Kantin Yönetmeliğinin 6’ncı maddesi gereğince iş hacmi ve şube sayısı fazla olan kantinlerde, bir depo sorumlusu ve farklı kışlalarda bulunan veya yan kuruluşları fazla olan kantinlerde ihtiyaç halinde yan işletme sorumlularının görevlendirilebileceği, bu çerçevede ilgili kantin başkanlığında Komutanlık tarafından, yan işletme sorumluluğu kapsamında depo sorumlu yardımcıları sıfatı ile 4 üyenin görevlendirildiği, depo sorumlu yardımcılığı görev ve sorumlulukları ile ilgili Askeri Kantin Yönetmeliğinde yazılı bir tanımın bulunmadığı, bu kişilerin kantin heyetindeki görevi net olarak tanımlanmamış olduğundan, kantin başkanı yâda ilgili sıralı amirleri tarafından günlük emir defteri ya da tebliğ/tebellüğ yöntemi ile kendisine görev ve sorumluluklar verilebileceği, bu kapsamda şüpheliye 3 adet (… Aile Reyonu, 2’nci Topçu Tabur Erat Reyonu ve 4’üncü Topçu Tabur Erat Reyonu) reyonunun takip ve sorumluluğu görevinin verildiği, sanığın teslim aldığı kantin hasılatlarının bir kısmını kasa sorumlusuna teslim etmemek suretiyle Kasım 2016 tarihinde 2.Topçu Erat kantininden 7.397,16 TL, 4.Topçu Tabur Erat kantininden 12.901,18 TL, Türkeli aile kantininden 11.943,00 TL olmak üzere toplam 32.241,34 TL zimmetine geçirdiği, memur olduğunda tereddüt bulunmayan sanığın görevi sebebiyle verilmiş ve muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan 32.241,34 TL tutarındaki parayı dairesini aldatacak surette hileli hareketlere başvurmak suretiyle aşırmak ve mal edinmek suretiyle “İhtilasen Zincirleme Zimmet” suçunu işlediği, suçun aynı suçu işleme kararıyla değişik tarihlerde işlendiği anlaşılmakla 1632 sayılı Kanunun 131/1 maddesi ve TCK 43 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.(Ankara Blg.Ad.Mah. 9.Ceza D.nin 2018/6823-2019/5384 E-K sayılı kararı onanan Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/289 E-2018/230 K sayılı kararı)
- Sanığın kantin asıl sorumlusu olması nedeni ile yaptığı iddia edilen zimmet nedeni ile yargılandığı bu hali sanığa özel düzenleme olan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununu 131. Maddesindeki suçun oluşması ihtimaline binaen ek savunma verilerek yargılamasının yapılması gerekirken ek savunma verilmeden yazılı şekilde TCK 247/1-2 maddelerden hüküm kurulması hukuka aykırıdır. (Diyarbakır Blg.Ad.Mah.6.Ceza D.2022/766-1801 E-K)
- Sanık, açık çıkacağı korkusu ile malın tespit edilen fiyatının üstünde satış yaptığını, kantin hasılatının tümünü teslim ettiğini beyan etmekte olup, sanığın kantin parasını mal edindiğine dair dava dosyasında bir delil de bulunmamaktadır. Tanık ifadelerinden ise, sanığın yüksek fiyattan mal satmayı alışkanlık hâline getirdiği ve bu yönde irade oluşturduğu anlaşılmaktadır…dolayısıyla sanığın kendisine görevi gereği tanınan yetkiyi kötüye kullandığı ve bu suretle mağdurların maddi olarak zarara uğramasına sebebiyet verdiği açık olup, mağduriyetin tespit edilemeyen boyutu da dikkate alındığında, nitelik ve niceliği itibarıyla ortaya çıkan haksızlık içeriğinin ceza vermeyi gerektirmeyecek ölçüde düşük ve önemsiz olmadığı gibi bu yönde bir değerlendirme yapmanın da suçun yasal unsurları ile bağdaşmadığı açıktır. Bu nedenle, Askerî Mahkemece sanık hakkında unsurları itibarıyla oluşan atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılarak beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.3.D.2014/274-242 E-K)
- Sanığın olay tarihinde, …Tugay Komutanlığı emrinde görevli piyade çavuş olarak askerlik hizmetini ifa ettiği ve kantin sorumlusu olarak görevlendirildiği, kantin işletme talimatına aykırı olarak işlem yapıp, sayımda 12.865,41TL kantin zararına sebebiyet verdiği iddiası ile açılan kamu davasında; eylemin sübutu halinde 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 131. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu oluşturabileceği gözetilerek delillerin takdir ve tartışmasının, davaya bakmanın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır. (Diyarbakır Blg.Ad.Mah.6.Ceza D.2021/505-657 E-K)
- Her ne kadar işveren sıfatıyla “… Askeri Gazino Müdürlüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı” arabuluculuk görüşmelerine katılma ve beyanda bulunma hakkının bulunduğu iddia edilebilirse de bahsi geçen davalının tüzel kişiliğinin bulunmaması, 6100 sayılı HMK’nun 74. maddesi gereğince arabuluculuk hususunda beyanda bulunulmasının özel yetkiyi gerektirmesi ve son olarak kamu kurumu niteliğindeki “… Askeri Gazino Müdürlüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı”’nın komisyon aracılığıyla arabuluculuk görüşmelerine katılmaması sebepleriyle asıl davalı olan Milli Savunma Bakanlığı yerine görüş beyan etme hak ve yetkisi bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davada arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiği açıktır.(Ankara Blg.Ad.Mah.6.Huk.D.2019/2016-2946 E-K)
- 5018 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak hazırlanıp yürürlüğe konulan Yönetmelik hükümleri ile yargı kararları ile istikrar kazanmış bulunan kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu kamu zararının davacıdan istenilmesine ilişkin 26/03/2014 tarih ve 1621 sayılı dava konusu işlemin, zararın rızaen ödenmediği takdirde genel hükümler uygulanmak suretiyle tahsili yoluna gidileceği hususunun bildirimine yönelik olması ve bu haliyle özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda açılacak davanın ön bildirimi niteliği taşıması karşısında, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olmadığı anlaşıldığından bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.(Danıştay 12.D.2015/4212 E-2019/1479 K)
- Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde davalı olarak “K.K.K. … Orduevi Müdürlüğü” nü göstermiş, dava dilekçesi anılan yere tebliğ edilmiştir. Ancak söz konusu davalının T.C. Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde T.C. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı orduevi olduğu, tüzelkişiliği haiz olmadığı, bu nedenle T.C. Milli Savunma Bakanlığı’na dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili sağlanıp deliller toplandıktan sonra yargılamaya devam edilip karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi bozma nedenidir.(Yrg.9.Huk.D.2016/25382 E-2017/16121 K)
- Davacı, davalının S… Orduevinde kasa sorumlusu olarak çalıştığı dönemde Orduevi kasasından harcamalar yaparak gerçek harcama karşılığı olmayan ve bir kısım sahte firmalara ait usulsüz genel gider faturaları düzenleyerek kurumu zarara uğrattığını belirterek, kurum zararının davalıdan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Dava dosyasının incelenmesinde, K.K.K 1. Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin … sayılı dava dosyasında davalı hakkında Müteselsilen Zimmet suçundan kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonucu Temmuz 2000 – 31/03/2003 tarihleri arasında işlenen suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın düşürülmesine karar verildiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalının eylemi nedeni ile 2000-2001-2002 ve 2003 yıllarında meydana gelen toplam açığın belirlendiği anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece, davalının davaya konu zimmet eylemlerini gerçekleştirdiği haksız fiil tarihlerinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken davalının eyleminin müteselsilen zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile teselsülün son bulduğu 31/01/2003 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yerinde değildir. Açılanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir. (Yrg.4.Huk.D.2013/ 16827 E-2014/13094 K)
- Davanın, Milli Savunma Bakanlığı … Komutanlığı Kantin Başkanlığına bağlı Kantin ve Sosyal Tesislerde 2001-2004 yılları arasında ortaya çıkan zararın davalılardan tahsili talebinden ibaret olduğu,… daha önce açılan ceza davasında, uğranılan hazine zararının da tahsili talep edilmiş; ancak talep edilen zararın takip ve tahsili saklı tutulmak suretiyle ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği,… her bir davalının eylemi sonucunda doğan zarar ve illiyet bağı ayrı ayrı tespit edilmiş olup, sonuç zarar, sorumluluğuna hükmedilen davalıların müşterek eylemi sonucunda oluşmadığı, her bir davalı eylemi sonucunda oluşan zarar ayrı ayrı belirlendiğinden, her bir davalı sorumlu olduğu zarar miktarı ile sınırlı olarak sorumlu tutulması ve bu kapsamda davalı Muammer’in diğer davalılar İsmail ve Fedai ile birlikte verdiği 9.275,09 TL zararın 9.014,82 TL’sinden bu davalılarla birlikte sorumlu tutulması gerekirken, davacının tüm zararın müteselsilen talep ettiği gerekçesiyle belirlenen tüm zarardan müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmadığından, davalı Muammer vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazı yerinde ise de ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, dairemizce hükmün HMK m.353/1-b/2 uyarınca açıklanan gerekçeye uygun şekilde düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulması mümkün görülmüştür. (İstanbul Blg.Ad.Mah.8.Huk. D.2019/436 E-2021362 K)